Efe ile Nilin Hikayesi.-13
Dayımın diğer yeğeni Pelin ile seviştiği o geceyi anlatmayı bitirdim sonunda… Derin bir nefes aldım. Kocam dalgın dalgın okşuyordu beni… Ben anlatırken ellerimin arasındaki pipisi defalarca kalkıp, inmiş, sonunda dayımın Pelin’i nasıl bağırta bağırta siktiğini anlatırken o da inleyerek boşalmıştı.

On santimlik alet parmaklarımın arasında minicik bir baş parmak boğumu gibi kalmıştı indikten sonra… Spermleriyle ıslanmış, yıvışık bir et parçası… Hayatıma giren erkeklerin penislerinin indikten sonra bile haşmetle duruşları, dölleriyle pırıl pırıl parlamaları gözümün önüne geldi bir an… Yataktan çırılçıplak kalkıp banyoya gittim, ellerimi güzelce yıkadım.

Efe de arkamdan geldi banyoya… Klozete akan suyun sesini duydum arkamda… Sonra da duşa girdi, temizlendi bir güzel… Ben dişlerimi fırçalıyordum, ağzımda onun spermleri kalmasın diye, uzun uzun… Bornozuyla gelip arkamdan çıplak bedenime sarıldı,

“Hadi yatağa gidelim, devamını anlat şunun…” dedi kulağıma, boynumu öptü. Ürperdim dudaklarının temasıyla, başımı kaçırmaya çalıştım.

“Ne devamı, anlattım işte gördüklerimi… Hem de en ince ayrıntılarına varıncaya kadar…” dedim.

“Gördüklerini anlattın ama yaşadıklarını anlatmadın karıcım… O puşt dayın seni sikmeden bırakmamıştır. Hadi bakalım, bırak şu diş fırçalamayı, gel yatağa…”

Bornozunu üstünden sıyırıverip birden kucağına alıverdi beni, bağırış çağırış kahkahalarla yatak odasına götürdü. Yatağa yatırdı. Az sonra arkamızda kabarık yastıklar, ben sırtüstü uzanırken kocam yan dönmüş, bir bacağını benim üzerime atmış, bedenimi okşuyor, anlatacaklarımı bekliyordu. Sabırsızlığı belli oluyordu hareketlerinden…

“Başla bakalım küçük hanım… Dayı bey maceranızı da öğrenelim. Bir dakika… Bu olay olduğunda sen memleketteydin değil mi? Yani benimle nişanlı olduğun dönemde oldu bu… Geceleri benimle telefon seksi yaptığın günlerde bir de bu adamla seviştin mi yani? Pes diyorum sana Nil…”

“Yaa… Efe… İsteyerek olmadı ki…”

“Nasıl yani? Tecavüz mü etti sana?”

“Eee… Teknik olarak tecavüz de denemez… Bakış yönüne bağlı… En iyisi anlatayım da dinle…”

“Dinliyorum canım… Unutma, hiç bir şeyi gizlemek yok. Olduğu gibi…”

“Tamam kocacım… Dayısı ile Pelin’i sevişirken röntgenlediğim günden sonra sürekli tetikteydim. Günlük hayatımıza devam ediyorduk ama benim aklımdan o görüntüler, duyduklarım, dayımın beni de isteyişi hiç çıkmıyordu. Ne yapacaklar, nasıl harekete geçecekler bilmiyordum.

Sonunda hafta sonu geldi, cumartesi gecesi dayım yemekte içki içmeye başladı. Pelin’le mutfakta yemek, meze hazırlıyorduk beraber… Beklerken cep telefonlarımızı açtık, ben Pelin’e senin resimlerini gösterdim. İlgiyle baktı. Sonra o da kendi telefonunda bir video açtı.

Gözlerim fal taşı gibi oldu videoyu görünce… Bizim minik Pelin bir erkeğin önünde yarı çıplak diz çökmüş, oral seks yapıyordu videoda… Bir kaç saniye şaşkınlıkla izledim,

“Aaa… Pelin…? Bu ne?” dedim sonra… “Kim bu adam? Kim çekiyor sizi?”

”Ercan aynadan çekti. Ne güzel değil mi?” Hala Ercan diyordu dayısına…

“Güzel de… Pelin, nasıl yaparsın bunu? Dayın o senin… Ensest ilişki bu…” Umursamaz bir tavırla omuzunu silkti.

“Ne bileyim Nil… Bir şekilde oldu işte… Ercan bekar, ben bekar… İkimiz evde yalnızız… Zaten hayrandım ona, yakışıklılığına, her şeyine… Benim bir erkekte aradığım her şey onda var. Bir gece akraba düğününde dans ettik ikimiz… Sarıldık birbirimize…

İkimiz de janti giyinmişiz. Bende mini etek, yüksek topuklar… Gömleğinin yakası açık, erkek kokuyor. Başımı göğsüne koydum.

Öyle tahrik oldum, onu öyle istedim ki… Gece yarısı eve döndük. O düğünde dans ettiğimiz müziği açtı. Yine dans ettik. Bu defa evde yalnızız. Anneannem odasında yine, hasta yatıyor, aldığı ilaçlar yüzünden sürekli uyuyor.

Nasıl oldu, hangimiz başlattı bilmiyorum, dans ederken öpüşmeye başladık. Başım nasıl dönüyor… Düşmek üzereyken kucağına aldı beni, odasına götürdü. Olmaz yapma diyecek oldum, yatağına yatırdı, üstüme kapandı. Her yerimi okşuyor, öpüyor. Bir yandan da soyuyor. Kendi de soyundu.

İlk defa bir erkekle yatıyorum, çırılçıplak sarılıyor bana… Bacaklarımın arasına bir girişi var, bir amımı yalaması vardı ki… Canım öyle istedi ki onu… Ateş gibi yandım. İtiraz etmeyi bıraktım, ne olacaksa olsun diyerek ben de ona katıldım. Okşaya seve girdi içime, kızlığımı bozdu.

O günden beri karı koca gibiyiz evde… Bana seks konusunda her şeyi o öğretti. Geceleri ikimiz beraber yatıyoruz. Sevişiyoruz.”

“Biliyorum Pelin… Geçen gece sizi sevişirken gizlice izledim.” diyerek itiraf ettim ben de…

“Yaa…” dedi Pelin gülerek… “Seni röntgenci seni… Biliyorsun demek… Ben de sana nasıl anlatırım diye kurup duruyordum. Nasıl Nil? Harika bir erkek değil mi? Sen geldin diye çekindik, bir kaç gün sevişmeden durduk ama… Sonunda dayanamadık işte… Açmasam odamın kapısını kıracaktı hayvan…”

“Evet canım… Çok güzeldi. Beni de delirttiniz, tahrik oldum kapının önünde… Hem sen söylemesen de ben bu gece giydiklerinden aranızda bir şeyler olduğunu anlardım. Dayının önünde giyilecek şey mi üstündekiler?” Bunu söylerken kısacık mini eteğini, ayakta dururken bile görünebilen jartiyerini, ince siyah çorabını gösteriyordum. Fıkır fıkır kaynıyordu kız…

“Aman Nil… Ercan bir şey demiyor böyle giyinmeme… Hoşuna gidiyor. Peki siz? Nişanlınla, Efe’ydi değil mi, Efe ile sevişiyor musunuz?”

“Yani… Biz de düğünü bekleyemedik. Yattık, seviştik, ama şimdi ben buraya geldiğim günden beri ayrıyız. Öyle özledim ki onu…”

“Nil, baksana… Sevişmeyi çok özlediysen, sen de gel yanımıza… Dayım ikimize de yeter.” Baklayı sonunda ağzından çıkarabilmişti Pelin… Demek ki görevi beni ayarlamak, baştan çıkarmaktı. Hemen refüze ettim, kestirip attım ilk söylediğinde,

“Saçmalama Pelin… Ben senin gibi yapamam. Benim dayım o… Hem nişanlıyım ben…”

“Amaannn… Ne olacak ki nişanlıysan… Evlenmedin ya… Alt tarafı seks yapacaksın. Sen söylemedikten sonra nerden bilecek senin başkasıyla seviştiğini…”

“Yapamam canım… Efe’yi seviyorum. Başka bir erkekle yapamam. Hele dayımla hiç yapamam. Hadi şu tabakları götürelim de, bir an önce yemeğimizi yiyelim.” diyerek reddettim.

Yemeğe oturduk. Dayım mutfakta bira olduğunu söyleyerek bizim de bira içmemizi istedi. Pelin iki büyük bardakta biraları getirdi. Önce içmek istemedim, ama nihayet bir bardak bira içmenin ne zararı olabilir diye düşündüm, kabul ettim.

Benim niyetim ağır ağır içerek yemeği o bir bardak bira ile bitirmekti. Ama Pelin ve dayım hızlı gidiyorlardı. Ben bardağın yarısına geldiğimde onlar ikinci kadehleri bitirmişlerdi bile… Dayım,

“Pelinciğim, bırak şu birayı, sen güzel rakı içersin bebeğim.” diyerek ona da rakı koydu. Rakı şişesini bana da gösterdi, içmem için, istemedim.

Gerçekten bana mısın demiyordu kız… Kafalar çakır olmuştu. Durmadan kadehlerimizi tokuşturuyor, kahkahalar atıyorduk. Onları bilmiyorum ama, biranın sonlarına doğru benim başım dönmeye başlamıştı.

İçim yanıyordu. Bacaklarımın arasının, kasıklarımın ateş gibi olduğunu hissediyordum. Amımın dudakları kaşınıyor, sürekli elimi oraya atıp kaşımamak için kendimi zor tutuyordum. Terlemeye başlamıştım.

Pelin kalkıp müzik setine gitti, az sonra hareketli bir roman havası yayıldı salona… Kıvırta kıvırta oynamaya başladı. Kalçalarını titrettiriyor, memelerini sallıyor, eteğini yukarı çekiştirerek güzel bir gösteri yapıyordu bize… Dayım kahkahalar atıyor, el çırpıyordu. Onu izlerken gözlerinin parladığını görüyordum.

“Hadi Nil, sen de kalksana… Pelin’i yalnız bırakma…” dedi gülerek…

Ben de oynamaya kalktım. Zaten sevdiğim bir şeydi, müziğin ritmiyle kıvırta kıvırta oryantal dans yapmaya bayılırdım. Düğünlerde kızlarla beraber kendimi ortaya atar, etraftaki genç yaşlı erkeklerin aç kurt gibi bakmalarına aldırmadan oynar dururdum.

Masadan kalkarken başımın döndüğünü hissettim, düşmemek için masaya tutunurken dayım yan taraftan atılıp kalkmış, belimi yakalamıştı.

“İyi misin canım?” dedi kulak mememin dibinde… Ateş gibi soluğu kulağımda, boynumda gezinince içim bir hoş oldu. Elimi salladım,

“İyiyim dayı, merak etme, biraz başım döndü sadece…” dedim. Dayım kolunu belime sarmış, yandan kalçama dayanmıştı. Kendimi çektim, ortada kıvırtarak oynayan Pelin’e katıldım, ben de oynamaya başladım.

Ortada iki kız, masada dayım, güzel eğleniyorduk. Dayımın parlayan bakışları ikimizin üstünde dolaşıyordu. Pelin üstündeki gömleğin düğmelerini açtı,

“Offf… Ateş bastı iyice…” dedi. İçine giydiği, yuvarlacık göğüslerini zor kapatan kırmızı sütyenin dantelleri görünüyordu. Beli benim gibi incecikti. Altındaki mini eteği savurta savurta dönüyor, kıvırtıyordu. Etek her dönüşünde havalanıyor, ince siyah çoraplı güzel bacakları küloduna kadar meydana çıkıyordu. Eminim dayım oturduğu yerden göz hizasındaki külodun bütün ayrıntılarını görebilmiştir.

“Bravo kızlar… Harika oynuyorsunuz… Kıvır…” diyerek alkışlayarak tempo tutan dayım gözünü bizden, kendini hiç sakınmayan Pelin’den ayırmıyordu. Bir ara tempo iyice yükseldiğinde cebine davrandı. Bir yüzlük çıkardı, havada sallayarak bize seslendi,

“Var mı para takmamı isteyen? Varsa gelsin buraya…” Beyaz dişleri siyah kalın bıyıklarının altında parlıyordu gülerken… Ben doğal olarak çekindim, Pelin hemen atladı yüzlüğü görünce… Şımarık şımarık yanına doğru gitti kıvırtarak,

“Ben… Ben… Bana tak Ercan…”

Önünde artık iyice abartarak kalçalarını kıvırtıyor, gerdan kırıp duruyordu. Dayım ayağa kalktı, yüzlüğü sallayarak göğsünü işaret etti. Pelin memelerini sallayarak belden yukarısını ona doğru eğdi oynamayı kesmeden… Yılan gibi kıvrılıyordu vücudu… O anda çok iştah açıcı görünüyordu sanırım dayıma…

Ben iki metre önlerinde kıvırtarak onları izliyordum. Dayım elindeki yüz lirayı yavaş hareketlerle, parmaklarının tersiyle tenini okşaya okşaya kırmızı sütyenin ortasına taktı. Elini çekmedi ama… İki göğsünü de avuçladı bir an… Parmaklarının kasıldığını görebiliyordum. İkisinin de yüzlerinde bir şehvet dalgası dolaştı. Göz göze bakışıyorlardı, artık neler anlatıyorsa o gözler…

Benden çekinmeyi bırakmışlardı artık… Neredeyse dudakları değecek kadar yaklaştılar birbirlerine… Erkek kollarının arasına alma niyetiyle kollarını kaldırmıştı ki, Pelin gülerek döndü, erkeğin kollarından kaçtı. Yanıma gelip benimle beraber kıvırmaya başladı.

Ortamın bir anda elektriklenen, erotizm yüklü havası beni de germiş, heyecandan dudaklarım kurumuştu. Masaya gidip Pelin’in dolu rakı kadehini bir dikişte yuvarladım. Ağzım boğazım yanınca mezelerden bir iki çatal alıp tekrar oynamaya döndüm.

Bu arada isteği karşılanmayan dayım da yüzünde sinirli bir ifadeyle masa yerine uzun koltuğa oturmuş, hırsla masadan aldığı rakı kadehini kafasına dikmişti bize bakarak… Sol eli kucağında, pantolonunun önünde, hareket halindeydi. Sanırım sertleşen aletini bastırmaya çalışıyordu. Biraz sonra elinde tekrar bir yüzlük belirdi. Bize doğru salladı parayı… Pelin gitmedi, oynamaya devam etti.

Bunu gören adam elini tekrar kaldırdı. Bu kez ikiyüzlük vardı elinde… Pelin dayanamadı, tekrar oynaya kırıta koltukta oturan dayısının yanına gitti. Adamın burnunun dibinde kalçalarını değirmen gibi çevirerek oryantal gösterisini sundu.

Kalçalarını okşayarak eteğini yukarıya, külodu görünene kadar kaldırıyor, eğilip kırmızı sütyenin ortasında yüzlük takılı memelerini adama titrettiriyordu. Erkeğim diyen dayanamazdı o görüntüye… Öylesine kışkırtıcı bir manzaraydı ki…

Nitekim dayım da dayanamadı. Kaçmasın diye bir eliyle eteğin belini tutarken, diğer eliyle eteğin ucundan tutarak yukarıya kaldırdı, elindeki ikiyüzlük banknotu hemen önünde meydana çıkan kırmızı tanga külodun bel lastiğine sıkıştırıverdi.

Pelin kahkahayla gülerek eteğini düzeltmeye çalışıyordu ki dayım tuttuğu gibi kızı kucağına oturttu. Bir eliyle uzun sarı saçlarını bileğine doladı hızla, diğer elini de eteğin altına daldırıp sımsıkı avuçladı. Saçını arkaya çekerek başını eğdi, kızın açılan dudaklarına müthiş bir hırsla yumuldu.

Eteğin altındaki eli devamlı hareket halindeydi bu arada, acımasızca kızın amını yoğuruyordu. Pelin dudaklarını erkeğin dudaklarından, iki eliyle tutarak amını kurcalayan elinden kendini kurtarmaya çalıştı,

“Ne yapıyorsun Ercan? Nil var…” diyecek oldu. Dayım hırsla bağırdı,

“Sikerim ulan Nil’i de, seni de… Amınıza koyarım sizin… Delirttiniz ulan beni, orospu…” diyerek tekrar kızı öpmeye koyuldu. Öpmüyor, parçalıyordu dudakları… Çenesinden tutup sabitledi, dudaklarını yaladı, dilini ağzının içine soktu. Derin bir fransız öpücüğü dakikalar boyu sürdü.

Ben ne yapacağımı şaşırmış vaziyetteydim. Bizim iki aşık, bana aldırmadan, benim yanımda sevişmeye başlamıştı. Ben de kötüydüm aslında… O kasıklarımdaki yangın normalde zaten devam ediyordu. Bir de hemen önümde başlayan seks gösterisi iyice zor durumda bırakmıştı beni…

Artık müziği filan duymuyordum. Bütün dikkatimi önümdeki sahneye vermiştim. Elim istemsizce eteğimin altına kaydı. Külodumun üstünden iyice kaşınmaya, hatta suları akmaya başlayan kadınlığımı avuçlayıp sakinleştirmeye çalıştım. Erkek iyice kendini kaybetmiş durumda, Pelin’in her yerinde dolaştırdığı elleriyle kızı zevkten kıvrandırıyordu.

Pelin dayımın kucağından kalktı, bu kez bacaklarını açarak ata biner gibi kucağına oturarak boynuna sarıldı, öpmeye devam etti. Dudaklarındaki ruju dağılmış, kıpkırmızı ruj bulaşığı dudaklarıyla erkeğin öpücüklerine istekle karşılık veriyordu. Kürek gibi eller kah kalçalarını avuçlayıp mıncıklıyor, kah aralarına girip memelerini sıkıştırıyor, kızın zevkten inlemesine neden oluyordu.

“Ben gidiyorum.” dedim, duyan olmadı. Müzik setinin sesini kısıp odama çekildim. Aşıklar hala sevişmeye devam ediyorlardı bana aldırmadan… Pelin’i koltuğa uzatmış, dudaklarını, memelerini yerken, karnını, çoraplı bacaklarını okşayıp duruyordu dayım…

Öylece, olduğu gibi yatağıma uzandım. Kulağım odama kadar süzülen zevk inlemelerinde, eteğimi yukarıya çekip külodumun içine elimi soktum. Klitorisimi okşamaya, am dudaklarımı ovalamaya başladım. İyice azmıştım. Mutlaka boşalmam gerekiyordu. Yoksa içimdeki kızgın ateş sönmeyecekti.

Bira, ardından bir dikişte içtiğim rakının da etkisi vardı sanırım. Başım sürekli dönüyordu. Zevk sularımdan iyice ıslanan külodumu sıyırdım bacaklarımdan, çıkarıp attım.Gömleğimin düğmelerini kopararak açtım. İçime sütyen giymemiştim zaten, gerek duymuyordum o dönemde…

Dizlerimi kaldırıp bacaklarımı ayırdım. İki elimle kızışmış amımı daha rahat okşayabilirdim şimdi… Zevkle inleyerek parmaklarımı çalıştırmaya başladım. Arada bir elimi okşayarak yukarılara götürüyor, göğüslerimi okşayıp uçlarını ovalıyordum.

Daha ben hızımı alıp boşalamadan kapımın önünde bir hareket fark ettim. Başımı zorlukla kaldırıp baktım. Bizim iki aşık, sarmaş dolaş, çıplak bir şekilde benim öylesine açık bıraktığım oda kapısında dikilmişler, benim masturbasyon yapışıma bakıyorlardı.

Pelin üzerinde kırmızı tangası ve jartiyer çoraplarıyla, dayım ise çırılçıplak, kasıklarından yükselerek başını havaya dikmiş hafif kıvrımlı penisiyle, büyük bir iştahla beni izliyorlardı.

“Ne… Ne yapıyorsunuz siz?” diyerek toparlanmaya, doğrulmaya çalıştım. “Utanmıyor musunuz? Gidin odanızda yapın ne yapacaksanız… İstediğiniz gibi sikişin. Beni rahat bırakın.” diye tersledim bir de…

Sanki ben tam aksini söylememişim gibi, söylediklerime hiç aldırmadan, sakin sakin içeriye girdiler. Biri bir yanıma, biri diğer yanıma, yatağa oturdular. Dayım elini göğsüme uzattı, ucunu okşadı parmaklarıyla…

“Nil… Ne yapıyorsun bakayım güzelim? Masturbasyon mu yapıyormuş benim azgın orospu yeğenim?” Pelin de diğer yandan uzattığı eliyle diğer göğsümü okşuyordu aynı şekilde…

“Evet dayısı… Yeğenin amını parmaklıyor. Amcığı alev alev yanıyor şimdi… Değil mi Nil? Söylesene…”

Kıvrandım. Doğru söylüyordu kahpe… Yanıyordu amım… İçine bir şeyler girmesi için ölebilirdim o anda… Pelin eğilip kırmızı rujlu dudaklarının arasından dilini çıkardı bana göstererek, sonra da kulak mememi yaladı, şehvet dolu bir sesle,

“Amcığın yanıyor Nil… İçine yarak girmesi lazım onun…”

Başımı çevirip kızın beni huylandıran, kulağımı gıdıklayan ıslak dilinden kurtulmaya çalışırken dayımın dudaklarıyla karşılaştım. Saçlarıma asılıp canımı yakarak dudaklarıma bir öpücük kondurdu.

“Evet aşkım… Amcığın yanıyor bebeğim… Sevişmek istiyorsun. Sikilmek istiyorsun. Ben sana yardımcı olurum istersen… Ne dersin?”

“Hayıırr…” diye bağırarak başımı iki yana sallamak, kurtulmak istedim. Ama çok zordu. Saçlarımı dayımın elinden kurtaramadım, canım yandı.

“Bırakın beni…” diye inledim. “Nişanlıyım ben… Efe’yi seviyorum. Ondan başkasıyla olamam…”

Pelin tekrar kulağımda dilini dolaştırdı. Sürekli konuşuyor, kulağıma fısıldayıp duruyordu. Dayım da dinliyordu göğsümle oynarken… Bir elini de apış arama atmış, bacaklarımı kasıp engel olmaya çalıştığım halde zorla soktuğu parmaklarıyla amımı okşuyordu sürekli… Pelin devam etti,

“Canım benim… Bırak kendini bize… Bedeninin sesini dinle… Biz biraz kışkırttık onu… Sen istemeyince… Karşı çıkınca… Olayı hızlandırmak istedik. O ilk içtiğin biranın içinde azdırıcı damla vardı Nil… Etkisini gösterdi artık… Nerden mi biliyorum? Kendi birama da aynı damladan koydum. Benim de amcığım yanıyor şimdi… “

Pelin konuşmaya devam ederken, kendinden yana mememin üstüne kapandı, bir yandan kabarmış ucunu yalıyor, bir yandan konuşuyordu şimdi…

“Sapıksınız siz…” diye kıvrandım. “Yapmayın… Efe’ye ihanet edemem. Seviyorum onu… Bırakın beni…”

“Yani kuzenim… Nişanlın burda yok ki… Biz varız. Artık kurtuluşun yok… Erkeğimiz seni sikecek şimdi… Beni de… Aynı yatakta… Aynı anda sikecek bizi… Hoşuna gidecek… Zevk alacaksın…”

“Hayırr…”

“Ohhh… Çok güzel siker benim erkeğim… Onun yarağını bir yesen… Zevkten bayılırsın. İlk seferinde ben de bayıldım, gerçekten ama… Zevkten bayıldım. Önce acı, sonra zevk… Ah Nil… Öyle bir zevk ki… Ensest diyorsun ya… Dayı diyorsun ya… Biraz sonra unutacaksın ensesti, tabuyu… Dayının yarrağı amına girince her şeyi unutacaksın canım… Nasılsın şimdi? Yangın devam ediyor değil mi? Islanmış değil mi dayısı? Orospunun amcığı ıslanmış mı?”

Dayımın dilini amımda hissettim aynı anda… Ucuyla dolaşıyor, sonra köpeğin su içtiği gibi yalıyordu amımın dudaklarını… Şimdi de o konuşuyordu mırıl mırıl… Hem amımı yalıyor, hem de beni delirten şeyler söylüyordu. Ayıp, pis, terbiyesiz sözcükler… Bunları dayımın dudaklarından duymak ayrı bir delirtiyordu, kışkırtıyordu beni…

“Mmmm… Evet canım… Islanmış… Hem de çok… Ohh… Suları akıyor kahpenin amcığı… Yemekten önce ne diyordun sen Pelincim? Yeğenim siktirmiş mi kendini? Nişanlısı mı sikmiş bu körpe bademi? Nasıldı Nil bebeğim? Zevk aldın mı ırzı kırık nişanlın amına koyarken? Kan aktı mı yatağa? Pembe kanın bulaştı mı nişanlının sikine? Ohh… Güzel yeğenim benim… Azgın yeğenim… Ya bırakırsa o orospu çocuğu seni? Nişanlıyken amını siktirdin, seni ortada bırakıp kaçarsa?”

“Hayır… Kaçmaz… Beni bırakmaz o…” Bunları inleyerek söylerken zevkten kıvranıyordum dayımın amımı yalayıp duran dilinin altında…

“Yarak yemeden duramadın değil mi? Oh, canım benim… Aşk falan palavra… Kanın kaynadı değil mi? Şu andaki gibi… Oğlanın sikini yemek istedin. Duramadın. Söylesene aşkım… Anlat bana… Büyük müydü nişanlının siki? Benimki kadar var mı? Zevk veriyor mu sikişirken?”

“Hayır, seninki kadar değil dayı… Hatta çok küçük… Ama zevk alıyorum.”

Nedense, annemi doğrucu Davut sikmiş gibi gerçeği, sikinin küçük olduğunu söyleyivermiştim dayıma…

“Canım benim… Bence bırak o oğlanı sen… Çok küçük siki var ha? O küçük siki yiyerek bir ömür geçireceksin aşkım… Peki, nerde sikiyor seni tıfıl oğlan? Orospu annenin, benim kahpe kardeşimin evinde mi? Kılıbık babanın haberi var mı senin sikiştiğinden? Babanın yatağında mı sikiyor seni?”

“Off… Dayıı… Bazen… Annemin yatağında… Ohhh…”

“Seni azgın fahişe seni… Annenin yatağında ha? Hımbıl babanın haberi olsa ne olacak zaten… Oğlanın altında, seni sikerken görse sesini çıkaramaz. Annene de söz geçiremez. Orospu annene… Yarak delisi annene… Sen de ona çekmişsin zaten… Kılıbık babanın yanında erkeklere kuyruk sallar o azgın kadın… Az mı başım belaya girdi ananın yüzünden… Belki de babanın önünde siktiriyordur kendini genç oğlanlara… Ananı sikiyorlardır.”

“Ohhh… Bilmiyorum dayı… Belki de…”

“Belki de ha? Demek sen de tanımışsın anneni… Orospuluğuna tanık oldun galiba… Oh, senin ne tatlı amcığın varmış Nil… Nasıl da akıyor suların… Nasıl da kabarmış klitorisin… Kemik gibi olmuş… Zevk alıyorsun değil mi aşkım? Dayının dili zevk veriyor sana, değil mi? Pelin de böyle kıvranır altımda… Zevkten delirtirim onu… Değil mi Pelin? Zevk alıyorsun değil mi bebeğim?”

Beni bırakmış, üzerimden eğilip Pelin’in dudaklarını somuruyordu şimdi… Benim üzerimde sevişiyorlardı. Kızı bıraktı sonra, benim dudaklarımı öpmeye koyuldu. Pelin yanımızda, kendini parmaklayarak dayımın beni öpmesini, memelerimi yoğurmasını izliyordu. Dayım başını kaldırıp ona baktı,

“Hadi Pelincim… Benim bıraktığım yeri sen devral… Nil’in amcığını yala bakayım…” Pelin şaşırmıştı bu isteğe,

“Nasıl? Amını mı yalayayım? Nasıl olur?” diye kekeledi.

“Basbayağı olur. Az önce memesini yaladın ya… Şimdi de körpe amcığını yala yavrunun… Dilini göreyim yalarken… Çıldırt beni… Hadi, bekliyorum.”

Pelin beni yalamaya pek de gönüllü değildi ama, dayısı emir verince uymamazlık yapamazdı. Onun otoritesi, verdiği zevk her şeyin üstündeydi Pelin için…

“Peki…” diyerek bir köle itaatkarlığıyla kasıklarıma eğildi.

“Yapmayın… Pelin… Dayı… Lütfen…” diye yalvararak kıvrandım yattığım yerde… Başıma gelecekleri biliyordum. Aynı anda dillenmek ve öpülmek, her yerimden zevk almak öldürecekti beni, kendimden geçirecekti.

Pelin önce dilinin ucuyla klitorisime dokundu. Ben kaçınmak için kalçalarımı sağ sol yapınca elleriyle bastırıp bacaklarımı ayırdı. Zorla dilini iki dudağın arasına soktu. Boylu boyunca amımı yalıyordu kuzenim… Dayım da dudaklarımı somuruyor, kürek gibi elleriyle benim minik portakal memelerimi avuçlamış, zevkten bayıltıyordu beni…

İşte canım… O an benim bittiğim an oldu… Bütün savunmalarım yıkılmış, direnişim sona ermişti. Artık ne nişanlı düşünebiliyordum, ne ensest, ne tabu… Orospu Pelin, kendi yalanırken nasıl hoşuna gidip zevk alıyorsa, aynı şeyleri benim amcığımda uyguluyordu.

Pelin’in dil darbeleri, biranın içinde bana içirdiği azdırıcı damlanın etkisiyle yanıp tutuşan amımı bir nebze serinletiyordu sanki… Hele parmaklarının içime içime girişi, girip çıkışı… Bu arada dilini aşağıya indirip arka deliğimi de yalaması… Orayı da şereflendirmesi… Dilinin ucunu kıvırıp anüsümü zorlaması…

Ya dayımın meme uçlarımı sülük gibi emen dudakları… Memelerime sürtünüp duran bıyıklarının verdiği zevk… Orta parmağıyla dudaklarımı okşaması, parmağını ağzıma sokması, ağzımı siker gibi sokup çıkarması… Pelin’in saçlarını tutup kadınlığıma bastırıp çekmesi… Bir de kalkıp sikini ağzıma uzatmaz mı? O güzel sikini bana yalatmaz mı? Somura somura emiyordum sikinin başını…

Daha fazla dayanamadım artık… İkisinin altında kıvranmaya başladım. Orgazm dalgaları bütün bedenimi sarmıştı. Kasılıyordum durmadan…

Feryatlar koparıyordum. Kimin duyacağı umurumda bile değildi. Zevk alıyordum. Katıksız zevk…

Sonunda durulmaya başlamıştım ki dayım bacaklarımın arasına girdi. Benim orgazm sırasında sırılsıklam olan amcığıma sikini dayadı. Pelin’i sikerken gördüğüm güzel erkeklik organı şimdi benim içime girmek üzereydi.

“Offf… Daha yeni boşaldım dayı.. Bitmedi bile, hala kasılıyorum.” diye sızlandım.

“Aç bacaklarını bebeğim… Dayın da zevk alsın biraz… Yarrağını soksun amcığına…” diyerek homurdandı erkeğim…

Bunun üzerine ben de boşalmanın verdiği tatlı yorgunluğa aldırmadan bacaklarımı zevkle araladım. Dayımın sikinin içime girmesini kolaylaştırmaya çalıştım.

Biliyor musun Efe? Daha önce Hasan’ın ve Ahmet’in erkekliklerini içime alan kadınlığım, onlardan ayrıldıktan sonra iyice boş kalmıştı. Seninle tanıştıktan sonra da… Şikayetçi olduğumu düşünme sakın… Gerçeği söylüyorum. Seninle onlarca kez sevişmeme rağmen, sikin normalden küçük olduğundan sanki vajinam iyice daralmış gibiydi.

İşte bu yüzden, dayımın muhteşemi içime girerken amım çamur içinde, ıslak olmasına rağmen çok zorlandım. Uzundu, kalındı, başı hayli büyüktü. Pelin haklıydı. Girdiği kadını zevkten bayıltırdı bu yarak… Yay gibi kıvrık olması da ayrı bir zevk kaynağıydı sanki… Zorlaya zorlaya amıma girdikçe vajinamın en ücra köşelerine bile dokunuyordu dayımın yarrağı… Sonunda en dibime dayandı. Başının diplerime baskı yaptığını hissedebiliyordum.

“Ohhh…” diye inleyerek boynuna sarıldım. “Dur biraz dayıcım… Bekle… Alışsın… Çok büyük sikin var… Amım patlayacak sanki…”

Bekledi. Minik minik kıpırdanışlarla içimde bekledi. Sonra da işe koyuldu. Gidip gelmeye başladı. Pelin de yine göğsüme eğilmiş, uçlarını yalıyor, emiyordu. Tekrar yükselmeye başladım. İnlemeler, kısık feryatlar…

Pelin kalktı, başımın üzerine geldi, dizlerinin üstünde dikildi. Ne planladığını anlamıştım kaltağın… Amını yalattıracaktı bana… Az önce dayımın emriyle yaptığı oralın karşılığını istiyordu. Saçlarımdan tutup kasıklarına çekti başımı, yüzümü amcığına yapıştırdı.

Çaresiz, Pelin’in amını yalamaya başladım ben de… Onun inlemeleri de gelmeye başladı fazla gecikmeden… İşimi iyi yapmaya çalışıyordum. Klitorisi, tüysüz am dudakları, neresi gelirse yalıyordum. Pelin iyice bastırınca da ağzımı kocaman açıp vantuz gibi emiyordum orospunun amcığını…

Anlatılmaz bir şey… Ancak pornolarda izlediğim bir sahnenin, o anda gerçeğini yaşıyordum. Üçümüz birbirimize girmiş vaziyette, inleye inleye sikişiyorduk.

Benim inlemelerim artınca dayım bacak aramdan çıktı. Yatağa yatıp sırtını yüksek yastığa dayadı, beni de kucağına çekti. Sırtım ona dönük, sikinin üstüne oturmamı sağladı. Ben biraz yüksekte dururken, dayım da altımda kalçalarını indirip kaldırıyor, koca sikiyle amıma girip çıkıyordu.

“Yala Pelin… Nil’in amcığını yala bebeğim…” diye tekrar emir verdi erkeğimiz…

Pelin bacaklarımın arasına yanaştı. Dayımın siki girip çıkarken o da klitorisimi yalamaya başladı.

“Aynısından ben de istiyorum, ona göre…” dedi yalarken…

“Ohhh… Merak etme Pelin… Ne istersen yaparım sana… Yeter ki yalamaya devam et… Çok zevk alıyorum… Ooohhhh…^

Gerçekten çok büyük zevk alıyordum. Sonunda dayım altımda hızlandı, ben de oturup kalkmaya başladım sikinin üstünde… Kalın yarak amımı yara yara girip çıkıyor, zevk sularımı fışkırtıyordu adeta… İçimden çıkan sular dayımın taşaklarından süzülüp yatağa akıyordu. Zevk suyum işer gibi içlerimden kaynıyordu.

Dayımın kasılmalarını hissettim içimde… Döllerini içime boşaltıyordu. Başıma gelecekleri az çok tahmin ettiğimden doğum kontrol hapına başlamıştım. Bu yüzden dert etmedim amıma boşalmasını… Bu rahatlıkla ben de orgazma ulaştım. Bacaklarım kasılarak, kasları seğire seğire orgazm oluyordum.

Kendimi yatağa attım. Hala kasılıyordum. Dayım biraz dinlendikten sonra Pelin’e sikini yalattı, kalkmasını sağladı. Sonra da kızı çevirip yatakta domalttı, arkasından içine girdi. Şimdi bağırma sırası Pelin’deydi. Dayımın yarağı piston gibi gidip geliyordu amında…

Altına kayıp başımı Pelin’in kasıklarına yaklaştırdım. Onun bana yaptığı gibi amını dillemeye, klitorisini emip yalamaya başladım. Pelin’in suları süzülüyor, altında olduğumdan yüzümü yağmur gibi ıslatıyordu. Ben de arada dayımın sikini de yalamayı ihmal etmiyor, ellerimle alnıma vurup duran erkeğimizin taşaklarını da okşamaya çalışıyordum. Uzun süre sikti Pelin’i… Onu boşaltmadan durmadı…

Pelin kendini yatağa atıp kasılmaları devam ederken yaklaşıp yan yatan kıza arkasından şefkatle sarıldım, kollarımın arasında sakinleşmesini bekledim. Dayım da benim arkamdan geldi. Pelin’in içinden çıkmış ıslak ve sert sikini benim apış arama sokarak sarıldı bana…

Üç tane kaşık gibi birbirimize sarılmış, öylece kaldık. Yorgunluktan, zevkten ölüyorduk. Dayımın sikinin kıpırtılarını amımda hissederek uykuya bıraktım kendimi… Mutluydum.

Şimdi… Tecavüz müydü yaşadığım? Tecavüz gibi başladı ama temelde değildi. Kendim isteyerek mi seviştim onlarla? En azından ilk başta hayır, karşı çıktım, nişanlım var dedim, istemedim. Böyle garip bir olay işte… Ensest, grup seks, lezbiyenlik… Ne ararsan var… Yaşandı, bitti…”

“Bitti mi gerçekten karıcım? Bir daha olmadı mı?”

Kocamın bu sorusu üzerine durakladım, sonra gülerek,

“Valla aşkım… Ne yalan söyleyeyim sana… Oradan ayrılıp gelene kadar bitmedi. Ama, sen de hak ver bana lütfen… Öyle güzel bir şey ki… İki kız bir erkeği paylaşıyoruz. Aynı yatakta üç kişi sevişiyoruz. Üç kişilik zevk alıyoruz.

Her gece Pelin ile birbirimizi kıyasıya seviyoruz. Dayım sikini okşaya okşaya biz iki körpeyi sevişirken izliyor, kendinden geçiyor. Öyle alıştım ki lezbiyen ilişkiye… Hani dayım olmasa aramızda, durmadan bizi sikmek istemese, biz iki kız kendimize yeteceğiz.

Arada seninle konuşuyoruz telefonda… İlk zamanlar bu olay başlamamıştı, seninle telefon seksi yapıyorduk. Sonradan ara vermeye başladık farkındaysan… İşte olaylar o sırada başladı. Dayım seninle konuştuğumu, konuşurken kendimi okşadığımı görüyordu.

“Yine o pezevenkle mi görüşüyorsun? Boş ver şu hadım herifi bebeğim. Seni mutlu edemez o minnacık sikiyle…” diye takılıyordu bana…”Sen yanıma gel, buraya taşın. Ben seni mutlu ederim her zaman… Bu koca yarak emrine amade güzelim…” diyordu. Ben de ona aldırmadan seninle konuşmaya devam ediyordum.

“Orospu çocuğu…” diye hırladı Efe… “Hem yeğenini sikiyor, hem bana laf ediyor. O kadar meraklıysa buraya gelsin, burada siksin seni karıcım… Hem ben de görmüş olurum çok methettiğin sikini…”

“Aman aşkımm… Dayımı haklı çıkarıyorsun, sana pezevenk demesi hoşuna gidiyor sanki…” diyerek güldüm kocama…

“Ama ne yapayım karıcım… Öyle reklamını yaptın ki… Merak ettim işte… Bence pezevenklik o kadar kötü bir şey değil. Senin mutlu olmanı istiyorum sadece…”

“Canım benim… Dur, sana yaptığımız bir yaramazlığı daha anlatayım da, boynuzların biraz daha uzasın öyleyse…”

Hani senin doğum günündü. Yine telefonda konuşuyorduk. Sen yanımda olmadığın için üzülüyordun. Ben de üzüldüğümü söylüyordum, sana doğum günü hediyesi olarak kendimi siktirmek istediğimi anlatıyordum.”

“Evet, hatırladım. Sonra telefonda masturbasyon yapmıştın. İnlemelerini duyunca ben de boşalmıştım o gece…”

“Ya, kocacım, aslında seninle konuşurken ben dayımın kucağındaydım.”

“Nasıl yani? Gerçekten mi? Yoksa telefondaki o zevk inlemelerin…?”

” Sen o gece aradığında biz de yine üçlü seks için hazırlık yapıyorduk. Dayımın odasında toplanmış, onun geniş yatağında, üçümüz de çırılçıplak soyunmuş durumdaydık. Tam öpüşüp koklaşmaya başlamıştık ki telefonum çaldı.

Baktım, yine sen arıyorsun. Dayım sessizce sertleşmiş sikini gösterdi. Ben de kalkıp sikinin üstüne oturdum. Bir yandan seninle konuşuyordum, bir yandan da dayımın sikinin üstünde yaylanıyordum.

Pelin de oyunumuza katıldı. Geldi, aramızdan başını sokup memelerimi yalamaya başladı. Offf… Kulağımda sen, yanımda sevgililerim… Olayı sana belli etmemek için çok zorlandım kocacım…

Telefonda sana seni özlediğimi söylüyorum, sevişmeye hasret kaldığımı anlatıyorum. O anda dayım yarrağını içime sokmuş, pompalayıp duruyor. Kuzenim memelerimi yalıyor. Aşağı iniyor, dayımın sikiyle benim klitorisimi birden yalıyor. Delirtiyorlar beni…

Kocacım, sonunda baktım inlemelerimi tutamıyorum, sana masturbasyon yaptığımı söyledim. Aslında mastürbasyon yapmıyordum, düpedüz hunharca sikiliyordum. O anda amımda kendi parmaklarım yoktu, dayımın kalın siki vardı. Klitorisimde Pelin’in dili… Çok korkunçtu yaa… Harika bir olaydı…”

“Ah karıcım… Sen çok büyük bir orospusun biliyor musun? Kocasını aldatan azgın orospunun tekisin…” dedi kocam… Uzanıp dudaklarından öptüm kocamı…

“Sen de çok büyük bir pezevenksin aşkım… Karısının sikilmesinden zevk alan, karısı başka erkeklerle seviştiği, onlardan zevk aldığı için mutlu olan bir erkeksin… Seni seviyorum…”

Kategoriler:

Genel

Yorum Ekle

E-Mail Adresiniz Yayınlanmayacak. Zorunlu Alanlar *

*