Yere çökmüş dinlenirken, yavaş yavaş toparlandım. Pantolonu giyip odadan çıkmam ile; 4 tane hemşire ile karşılaştım.

Songül Hanıma geldim ama, odasında yoktu. Nerede olduğunu biliyor musunuz?

— Bir hastası geldi. Şuan müşahede odasında. İsterseniz Can bey’e görünün, şuan müsait. (Can bey’i de sikmeyeceğim değil mi?)

Yok sağolun. Ben Songül Hanımı bekleyeceğim.

Aralarında bulunan Oğlan konuşmaya başladı;

— İyi olduğunuza emin misiniz, çok terlemiş görünüyorsunuz?

O sıra elimi saçlarımdan geçirdim. Bildiğin su akıyor aq. (İyiyim oğlum. Songül‘ü sikerken oldu.)

Müşahede odası nerede?

– Buyrun ben götüreyim.

2 kat çıktıktan sonra, siyah bir kapının nilüfer escort önümde durduk. Kız burası olduğunu söyleyip, aşağı indi. Kapının önünde biraz bekledikten sonra içeriden; Songül’ün arkadaşı (Elif) gözüktü. Kısa bir anlığına göz göze gelince, kafasını çevirip, yürümeye başladı.

Songül içeride mi?

– Evet.

Yürümesi hızlanırken, aptal gibi durmayı görükle escort bir kenara bırakıp, peşinden gitme kararı aldım. Peşinden geldiğimi anlayınca tedirgin oldu. Kısa süre sonra, ani bir hamle ile önünde durdum.

— Çekilir misin?

Bir elim belimde, diğer elimle de ensemi kaşırken konuştum;

Elif, ben sana bir özür borçluyum. Beni yanlış şekilde yargılama, Songül’ü seviyorum. Onu üzmek gibi bir isteğimde yok.

— Bak Kuzey, ben Songül’ün en yakın arkadaşıyım. Ortaokuldan beri tanışıyoruz. Aynı Lise, aynı Üniversite derken; aynı hastanede doktor olduk. 2 saat önce yüzü gülmeyen kadının şimdi, gözlerinin içi gülüyor. Arkadaşımın mutluluğu, benim de mutluluğumdur. Aynı şekilde; üzgün olduğu zaman, ben de üzülürüm. Demem o ki, bu kadın; senin istediğin zaman sevip, istemediğin zaman ise üzebileceğin bir kadın değil.

Laflarına dikkat et! Ben Songül ile gönül eğlendirmiyorum.

— Sana, gönül eğlendiriyorsun diyen yok zaten! Ben sadece arkaşımın üzülmesini istemiyorum.

Ben de istemiyorum. Asla onu kasıtlı olarak üzmem.

— O zaman ona göre escort bursa hareket et.

Akşam yemeğine götüreceğim. Nereye gitmek ister?

— Akşam gelemez. Bir arkadaşımızın düğünü var, ona gideceğiz.

Kimin?

— Söylesem, tanıyacak mısın?

Söylemeden bilemezsin.

— Ahmet.

Hangi Ahmet?

Burnundan soluyarak;

— Üroloji uzmanı (Herkes uzman amınakoyayım!) Ahmet. Tanıdın mı?

Birşey soracağım?

— Tabi sorabilirsin.

Neden, herkes uzman?

— Eğitimlerimizi tamamladıktan sonra, bazılarımız tekrar okuyup, yüksek lisans yapıyor. Böylelikle “Uzman Doktor” oluyorlar.

O sıra gözüm, boynunda asılı olan; kimliğine takıldı. Tabii ki “Uzm. Dr. Elif Başaran” yazıyor.

— Bu arada sen iyi misin? Saçın ter içinde.

Kanser belirtisi olabilir mi? Deyip munzurca gülümsedim.

— Şakanın sırası değil. Personel bölümünde duş alanı var. Oraya gidebilirsin.

Peki ben personel miyim?

— Güvenliğin yanına gidip, Elif hoca gönderdi dersen, personel olursun.

Bunları söyleyip gitti. Bende aşağıya inip, güvenliği bulmaya çalıştım. Nihayetinde buldum. Durumu anlattım, “Tamam” diyerek, personel odasına getirdi. İçeri girer, girmez; 3 tane yüz, bana çevrildi.

Merhaba beyler.

Üçü de birbirlerine kim bu amınakoyayım? Diye bakarken, boş bir yer bulup, kendimi duşun altına attım. (Sıcak ayarı; cehennem ateşi gibi. Soğuk ayarı; kutup altı iklimi gibi. E amınakoyayım, ortası yok mu bunun?)

Neyse, zor bela duş aldım. Belime bir bornoz sarıp, soyunma odasına girdim. Üç arkadaş hâlâ orada duruyor, aralarında sohbet ediyorlardı. Aralarından; (benim yaşlarda bir oğlan) bana bakınca, diğerleri de döndü;

– Personel bölümünde olduğunuzu bilmiyor musunuz?

Hiç oralı bile olmayıp, t-shirt’ü giydim. O sıra yeşil gözlü oğl… Doktor, ıslık çalarak;

– Duymuyor musun!? Ne işin var senin burada?

Dilimi, dişimi sıkarak cevap vermedim. Boxerı bornozun içinden giyip, bornozu düşürdüm.

Doktor götüne güveniyor ki; yanıma gelip;

– Ulan dallama! Sağır mısın? Personel odasına girip duş alıyorsun, yetmiyor bir de gelip bize cevap vermiyorsun öyle mi?

Kafamı yavaş yavaş ona doğru çevirirken, cevap verdim;

Benimle taşak geçme çocuk.

– Çocuk dediğin adam, seni 10 kere dünyaya getirir.

Sıktığım dişim artık ağrımaya başlarken, oğlan piç gülüşü yapmaya devam ediyordu.

Beni Elif hoca gönderdi. Arkadaşıyım, o yüzden burada duş aldım.

Oğlan Elif’in adını duyunca, aniden yüzü değişti. Bu haline ben gülüp;

Şimdi dışarı çıkıyorum. 10 kere yapacağın adam, seni otoparkta bekliyor. Taşaklarına bu kadar çok güveniyorsan gelirsin.

Odadan çıkınca, hemen otoparka girdim. 5 dakika geçmesine rağmen, kimse gelip gitmiyordu. “Orospu çocuğu anlaşılan gelmeyecek.” Diyerek yeniden hastaneye girdim. Merdivenleri tırmanırken Songül’ü gördüm. Merdivenin köşesinde durmuş, biri ile sohbet ediyordu. Yavaş adımlarla yukarı doğru çıkarken, Esma’yı otururken buldum. Görmem ile, yanına gitmem bir oldu.

Esma?

Sesi duyunca seri bir hamle ile bana döndü.

– Kuzey? Sen ne yapıyorsun burada?

Aynısını ben soracaktım. Ne iş?

– Çocuklar hasta oldu. Onları getirdim.

Bana neden haber vermedin!?

– Aradım seni. Ulaşamadım.

Hay sikeyim!

Bağırmam ile bütün insanlar bize döndü.

– Kuzey sakin ol, acil bir durum yok. Sadece araba ile bizi götürür müsün? Diye aramıştım. Zaten, sağ olsun komşu getirdi.

Benim telefonum bozuldu. O yüzden ulaşamadın. Diyerek telefonumdan, Esma’nın numarasını aradım.

Yeni numaram. Kaydet bunu, ihtiyaç olursa ararsın.

– Gerek yo…

Kaydet şunu! Ne demek gerek yok!?

Hiçbir şey demeden, telefonunu çıkarıp, numaramı kaydetti. O sıra önünde diz çöker pozisyonu alıp, ellerini kavradım.

Söylemediğin başka bir şey yok değil mi?

Gözlerime sert şekilde bakınca, konuşma gereği duydum.

Bakma bana öyle. Seni önemsediğim için soruyorum.

Tuttuğum ellerini öpüp;

Ev sensiz çok sessiz be Sultan’ım. Geri gel, sabah kavgalarımızı bile özledim. Bir de o yumurtlı ekmeğini özledim. Sonra çayını, masajını, her şeyini özledim. Ne olur geri gel. Hem Sevil ve İhsan ile de barıştım. (Külliyen yalan.) sırf senin için.

Bu söylediklerimi hafif bir tebessüm ile dinliyordu. Konuşmam bitince, bu sefer kendisi konuştu;

– Senin adına sevindim. İnsanlar ile iyi geçinmen çok güzel. Fakat yanına gelemem, malum başka yerde çalışıyorum. Kendisi biraz katı, izin vermez iki yerde çalışmama.

Ne demek izin vermez!? İzin isteyen mi var ondan?

– Kadın benim ev sahibim. Çıkar gidersem, kapının önüne koyar beni.

Ağzımı açacak iken, sistemden Esma’yı çağırdılar. Hiç bir şey söylemeden kalktı gitti. Ortada kalmıştım anlayacağınız. Kalktığı koltuğa ben oturdum, boş boş etrafa bakınırken Elif geldi.

– Hayrola, kimdi o kadın?

Seni ilgilendiren ne?

– Sana da soru sorasın!? Alt tarafı kim olduğunu sordum. Hem Songül de buraya bakıyor.

Kafamı çevirdiğimde Songül’ün meraklı gözlerle bana baktığını gördüm. Elif’e cevap vermeden, Songül ve yanında konuştuğu adamın yanına gittim.

Merhaba Songül Hanım, bir hastam hakkında bilgi almak istiyorum.

Yanındaki (stajyer hemşire) “İyi günler hocam” diyerek ayrılınca; Songül ile yalnız kaldık.

Daha sakin bir yere geçelim.

Cevabını beklemeden, yürümeye başladım. Arkamdan geldiğini, giydiği topuklu ayakkabının sesleri sayesinde anlıyordum.

Bahçeye çıkıp, boş bir banka oturdum. Çok geçmeden kendisi de yanıma geldi.

Yanıma oturabilirsin, korkma ısırmam.

Yanıma oturduktan sonra, Esma’yı anlattım. Az önceki soğukluğu gitmiş, yerine benim sıcacık hatunum gelmişti.

Akşam düğüne mi gideceksin?

– Sen nereden biliyorsun?

Soruya soru ile karşılık verme huyundan vazgeçmeyeceksin değil mi?

Bu söylediğime bıyık altından gülerken;

Elif söyledi. Tabi başka şeyler de söyledi ama…

– Ne söyledi?

Artık ne yaptıysam, odada gözlerinin içi gülüyormuş…

Bunu söylediğime yüzü kızarırken, durmadan elleri ile oynuyordu. Sol elimle ellerini tutup;

Akşam düğüne gitme. Benimle yemeğe kaç. Deyip gülümsedim.

– Yemeğe mi götüreceksin?

Neden bu kadar şaşırdın?

– Yok. Şaşırmadım, sadece biraz…

Ee, geleceksin o zaman?

– Olmaz. Çok ayıp olur, kaç yıllık arkadaşım. Hem, sen neden benimle düğüne gelmiyorsun? (Ben? Takım elbise, kravat. Siksen giymem.)

Ben çok sıkılırım oralarda. Çocuklar, gürültü… Derken başım beynim s… (Küfür yok lan! Unutma.) seviliyor.

– Ben varken sıkılmazsın.

Kendine çok güveniyorsun.

– Fesatlık yapma.

Ben vallahi birşey düşünmüyorum. Alt tarafı aklıma; düğün salonunun lavabosunda yapacaklarımız geliyor.

Pişkin pişkin gülerken, kapıdan Elif çıktı. Ağır adımlarla ilerlerken bizi görüp, yanımıza geldi.

– Naber Songül?

İyiyim, sen nasılsın?

– Akşam saat kaçta alıyım seni?

Kuzey götürecek beni. Zaten o da gelecek.

Songül’ün bu söylediğine, Elif sadece göz devirdi. (Bu orospun benimle bir derdi var ama… Yakında ortaya çıkar.)

– Tamam. Ben çıkıyorum, Mustafa gelecek yerime.

Bende birazdan çıkarım. Hatta şimdi gidip, raporu yazayım. Daha erken çıkarım.

Songül, omuzuna koyduğum elimi kaldırıp, ayağa kalkmaya çalışınca;belinden kavrayıp, yavaş bir şekilde dudaklarını öptüm. Dudaklarından yavaş yavaş çekilirken gözlerine bakıp, burnuna öpücük
kondurdum. Songül donmuş şekilde bana bakarken, Elif de ondan farklı değildi.

Şimdi gidebilirsin sevgilim.

Songül cevap vermeyip, koşarak uzaklaştı.

– Ben sana, hareketlerine dikkat et diyorum, sen gelmiş bahçede kızı öpüyorsun.

– Sevdiğim kadın değil mi? Hem sana ne ki bundan?

Ne demek sanane bundan!? Songül utangaç bir kız, yaptığın hareketler onu kötü etkiliyor.

– Senin benimle derdin ne lan!? Ne yapsam yaranamıyorum amınakoyayım!

– Sevemedim seni. Ne bileyim, senin gibi biri bakkal olamaz. Sakladığın birşey var.

Ben seni çok sevdim ya… Bayılıyorum sana, aşığım. Evlen benimle Elif, kadınım ol. Çocuklarımın annesi ol.

Çok haysiyetsiz bir insansın.

İki insanın birbirini sevmesi suç mu?

– Bu şekilde konuşmaya devam edersen, güvenliği çağ…

Ne bok yersen ye.

Ayağa kalkıp, arabama bindim. Trafik ışıklarında beklerken, oturduğum koltuktan fırladım. (Emniyet kemeri takın beyler. Çok önemli aq.) “Ne oluyor amınakoyayım!” diyerek, bir hışımla arabadan indim. Arabanın arkasına geçince; bir kadın motorsiklet ile bana arkadan geçirmişti. Fren lambasının oraya denk geldiği için, çok fazla bir hasar yoktu. Kadın düştüğü yerden kalkarak;

– Beyefendi çok özür dilerim, motorun frenleri tutmadı.

Size bir şey olmadı değil mi?

Kaskını çıkarınca nutkum tutuldu. En fazla 26 yaşında (Neden 26 amınakoyayım!? Demeyin bende bilmiyorum aq.) sapsarı saçları, açık kahverengi gözleri vardı. Yüzü zaten bebek yüzü gibi. Abartmıyorum Tanrıça gibi hatun.

– Yok ben iyiyim. Sizde bir şey yok ya?

Yok ya, sadece kafam delindi.

Gülmem ile, rahatlayıp kendisi de gülmeye başladı.

– Ya siz bana numaranızı verin. İçim rahat etmez.

Arka cebimden telefonu çıkarıp, efsane hareketi yaptım. (Aşağı yukarı sallayarak, kızağı kaydırdım. Çok güzel aq.)

Senin telefonunun böyle özelliği var mı?

– Yok. Benimki o kadar özellikli değil. (Gülünce çok güzel oluyor.)

Telefon numaramı kaydetti. Ben arabama, o da motoruna doğru giderken, trafik polisi geldi. (Şu yunuslar var ya… Motorlu olanlar. onların ben amınakoyayım.)

– Geçmiş olsun. Yaralı var mı? (Ulan!? İlk defa insan gibi konuşan bir yunus ile karşılaştım. Genellikle piç olurlar da…)

Konuşmak için ağzımı açtığımda, adını bilmediğim hatun (Cidden lan, ben niye adını sormadım?) konuştu;

Sağolun. Hayır yaralı yok. İkimiz de iyiyiz.

– Peki, kaza nasıl oldu?

Beyefendi ışıkta duruyordu, bende motorum ile gelirken bir anda frenleri tutmadı. Böylelikle arkadan vurmuş oldum.

– Kusurlu olduğunuzu kabul ediyorsunuz yani? (Demin söyledi ya, sikik. Niye bir daha soruyorsun?)

Evet.

– O halde işlemleri başlatıyorum. Lütfen ehliyet ve ruhsatları görebilir miyim? (Yok göremezsin desek, kabul edecek sanki.)

İkimiz de belgeleri gösterip, araçların plakasını sorgulattık. En son da işte dikkat edin, hastaneye gidin falan fıstık. Tabi hatun hastane lafını duyunca kafamı sikti. İlla gidelim, endişelenirim deyince; Mecbur kabul ettim.

Kendisi motor ile önde, bende onun arkasında gidiyorduk. Araçları hastane otoparkına park edip, yukarı çıktık.

Uzun koridorda yürürken aklıma, ismini sormak geldi.

Bu arada adın neydi?

– İrem. Senin?

Kuzey.

– Güzel ismin varmış. (Dedem olacak piç yüzünden, ismimden gram haz etmem. Değiştirmeyi falan düşündüm ama, ismim bana hayatın gerçeklerini gösteren en büyük delilim.)

Sağol, seninki pek güzel değilmiş.

– Anlamadım?

Böyle güzelliğin yanına, böyle basit bir isim yakışmamış.

Söylediğime duyunca, yere bakıp sinsi bir şekilde gülümsedi.

Elif’i gördüm o sıra. (Bu neden hala burada? Aq.)

Elif yanında ki arkadaşları ile güle oynaya konuşurken beni gördü. Uzun süre bizim olduğumuz tarafa bakınca, arkadaşları da “Nereye bakıyor bu?” diyerek Elif’e eşlik ettiler. Kısa süre sonra yanlarına gittik.

Hayırdır Kuzey?

– Önemli bir şey yok ya. Kaza yaptık.

Bu söylediğime Elif dahil herkes; şaşkın bakışlar atarken, araya doktor girdi;

Beyefendiyi tomografi odasına alalım.

Tomografiyi falan çektiler, daha sonra müşahede odasına aldılar. Yatakta boş boş tavanı izlerken, odaya İrem girdi.

Daha iyisin değil mi?

– Daha iyi olamam çünkü, zaten bir şeyim yoktu.

– Sen hep böyle şikayet mi edersin ya?

Sen beni bırakta, kendinden bahset.

– Ne yapacaksın beni?

Ne yapayım? Ne istersin?

– Sessiz olabilir misin?

Biraz kabayız anlaşılan?

Cevap vermek yerine, göz devirdi. O sıra kapı açıldı. Songül gelmişti, korktuğu gözlerinden okunuyordu. Elif kim bilir kıza ne anlattı?

Songül titrek adımlarla ilerlerken, İrem şaşırmış, Songül’e bakıyordu.

Korkma hatun, yanıma gel.

Yana kayarak, Songül‘e yer açtım. Üzerime oturmamak için aşırı çaba sarf ediyordu.

– İyi misin?

Ya Songül, vurulmadım, bıçak yemedim. Alt tarafı ufak bir kaza. Yemin ederim bir şey yok. Hadi beni buradan çıkar da evimize gidelim.

Songül yaptığım konuşma ile rahatlamış, üzerindeki korku gitmişti. Benimle konuşurken gözü İrem’e takıldı.

Merhaba ben İrem.

İrem elini Songül’e uzatıp, sıkmasını beklerken, Songül de hiç bir hareketlilik yoktu. İrem elini çekmeye hazırlanırken, Songül’ün elini tutup, İrem’in eline koydum.

Merhaba İrem, bu da benim güzeller güzeli kadınım Songül.

– Memnun oldum. Ben gideyim artık. Tekrardan özür dilerim Kuzey bey, kendinize iyi bakın.

İrem hızla odadan çıktı.

Songül niye kadına öyle davranıyorsun?

– Sana çarptı çünkü. (Gururumu okşadı bu sözü. Önemsiyordu hatun beni, hem de çok fazla önemsiyordu.)

Songül?

– Efendim?

Hadi çıkar beni buradan.

– Benim yapabileceğim birşey yok. Tomografi sonuçların açıklandıktan sonra çıkabilirsin. Tabi doktor izin verirse.

Vallaha mı?

– Hee Vallaha. Deyip güldü.

Yataktan kalkıp, kendime bir bardak su aldım. Geri yatağa dönerken, Songül’ün üstüne giderek dudaklarını öpmeye başladım. Songül artık yatağa tamamen uzanmış, tüm ihtişamı ile duruyordu. Giydiği pantolon üzerinden başlayarak, her yerine küçük küçük öpücükler bırakıyordum. En son çenesini öpüp, dudaklarına gelmiştim ki, ani bir hamle ile altımdan kaçtı.

– Burada olmaz! Her an biri gelebilir. Çok tehlikeli.

Tamam ya sakin ol. Birşey yapmayacağım yanıma gel. Diyerek yatağın boş tarafına elim ile vurdum.

– Bak geliyorum birşey yapma!

Vallaha sadece öpüp bırakacağım. Başka birşey yağmayacağım.

Yavaş adımlarla gelerek, yanıma yattı. Omuzlarından başlayarak, dudaklarına kadar geldim. Zevkten dudaklarını ısırıyordu. Bu halini bozmamak için; dudaklarını geçip, kulak memesini emmeye ve dişlemeye başladım. Ellerimde boş durmuyor, pantolon üzerinden bacaklarını ve kasıklarını okşuyordum. Songül yavaş yavaş tava gelirken, konuşmaya başladım;

Kendime psikolog buldum.

Songül’ün nefesi yavaş yavaş düzene girerken cevap verdi;

– Kim?

Gülşen diye biri. Bir arkadaş önerdi. Gerçi kadın sürekli alkolik insanları tedavi etmiş ama…

– Alkolik mi?

Aynen. Bizim arkadaşın, arkadaşı alkolikmiş sonra bizim arkadaş da alkolikmiş…

– Bunu sen mi ortaya çıkardın?

Evet.

– Tamam normal o zaman. Bu dediğine gülmemek için dudaklarını birbirine bastırırken, ben de tek kaşım havada, hatunu izliyordum. O sıra kapı açıldı. Giren kişi tabii ki malum insan (Elif) idi. Bizi aynı yatakta görünce göz devirdi. (En son sikeceğim o gözünü.)

Tomografi sonuçların geldi Kuzey, herhangi bir problem gözükmüyor.

Songül sonuçları görmek için ayağa kalktı. Kağıdı eline alıp derin bir “oh” çekti.

– Songül birşey yok işte. Eve gidip hazırlan, çok fazla vaktimiz yok.

Doğru söylüyorsun Elif. Akıl mı kaldı bende Kuzey yüzünden.

– Allah Allah? Suç yine bana kaldı.

Songül gülerek çantasını koluna taktı.

Veda öpücüğü yok mu?

– Yok!

(Unutmamak lazım; Songül utangaç bir hatun. Toplum içerisinde ayıplanacağını(!) sanıp, rahat hareket edemiyordu. E hali ile benim bu tavrım da ters geliyordu ona.)

Songül çıkınca, ayaklanıp birde ben baktım şu amınakoduğumun tomografi sonuçlarına. 2 tane kağıt vardı. Birinde bildiğiniz çizelge (Hiçbir sikim, anlamayacağınız şekilde.) diğerinde ise şeker hastalarının raporuna benziyordu.

Ee, bir bok yazmıyor burada?

– İlla yazması mı lazım?

Tavrınızı beğendim doktor… Pardon; Uzman Doktor Elif Başaran. Gerçi pek birşey başarmış gibi bir haliniz yok ama…

– Bunu tomografi kağıdını okumaya çalışan bir bakkal mı söylüyor. (İnsanları küçümseme. Şeklini şemalini siktiğimin orospusu!)

Çok çelişkili konuşuyorsun; 1 saat önce bahçede bana sadece bakkal olmadığımı söylerken, şimdi bakkal olduğumu söylemeye çalışıyorsun. Herhalde bana güvenmeye başladın. Ama sana bir “Kuzey sözü” söylüyeyim; Diyerek kulağına yaklaştım.

İnsanlara ne kadar kolay güvenip, değer verirsen; o kadar kolay sikilirsin. Bu hayatta güvendiğim tek tük insan vardır. Bunlardan biri ise Songül. Sen değilsin, sakın bana güvenme ve benimle dalga geçme. Zararlı olarak çıkarsın.

Cevap vermesini beklemeden odadan çıktım. En son otoparka inip, siktir olup gittim. Yeter amınakoyayım! Çıkamadım şu hastaneden bir türlü. Ardından apartmana girip, eve geçtim. (Bu tür yerleri artık bu şekilde geçmeyi düşünüyorum. Çünkü gerektiğinden fazla uzayıp, sıkmaya başlıyor.)

Neyse, hemen duş alıp, odaya geçtim. Takım elbise giymeyeceğim için; siyah kumaş pantolon, üstüme tam oturan siyah bir kazak. Son olarak da siyah deri ceket ve siyah askeri bot benzeri olan bir ayakkabı giydim. Ananı bacını… Kendime baktığımda, sanki düğüne değil de cenazeye gider bir halim vardı. Yalnız mükemmel yakışmıştı. Zaten yüz hatlarım sert olduğu için; takım elbise yakışmıyordu. (Rahat da olamıyorum, götümü başımı sıkıyor aq.)

Hazır olduğumda evden çıkıp, Songül’ün evine gittim. Apartmana girdiğimde kapıda kısrak gibi bir hatun duruyordu.

Merhabalar efendim. Ben Songül Hanıma gelmiştim ama… Dairesini bilmiyorum. Size zahmet olmazsa, kaçıncı dairede oturduğunu söyler misiniz?

– Sen Songül’ün nesi oluyorsun? (Önce Songül’ün dairesini söyleseydin?)

Arkadaşıyım. Şimdi söyler misiniz?

– Sekiz. (Havalara bak aq.)

Kadına cevap vermeyip, 8. Daireye geldim. Zili çalacak iken kapı açıldı.

Kuzey?

– Songül? (Diyerek dudaklarını öptüm.) içeriye davet etmeyeceksin herhalde?

Kapıyı aralayıp içeri geçmemi sağladı.

– Kim gelmiş Songül?

İçeriye gelen Elif ile, ikimiz de birbirimize boş boş baktık. Bu arada üzerine mavi bir bluz, altına ise bluz ile aynı renk olan pileli bir etek giymişti.

Ben geldim. Bir sıkıntımı var?

– Evet var. İki dakika boş bırakamıyor musun şu kadını?

– Sanane lan bundan! Her boka maydanoz olmak zorunda mısın?

Eğer konu benim arkada…

– Lan sikerim senin duygu sömürünü! Amınakoyduğumun orospusu, ben arkadaşımı kıskanıyorum, bencil orospu evladının tekiyim demiyorsun da!

Songül‘e dönerek;

– Songül bu orospunun benimle bir derdi var ama ne bilmiyorum. Ya bu orospuyu, ya da beni tercih edersin. Diyerek evden çıktım. Hızla arabama atlayıp, en yakın otele geçtim. Eve gitmeye üşenmiştim. Daha doğrusu; sinirden arabayı kullanamayıp, kaza yaparım. Diye düşündüm.

Otele girdiğim de, hızla resepsiyon tarafına yürüdüm. Resepsiyonist oğlan, benim bakkala gelen, yamuk yumuk konuşan Murat’ın ta kendisi idi. Yanında ise bakkalda ki kız vardı. Murat kafasını bilgisayara gömmüş otururken, kız beni görüp ayağa kalktı.

Hoş geldiniz. (Tanımadın mı lan?)

– Hoş bulduk.

Murat sesimi duyunca hızla kafasını kaldırdı.

Ben bir gecelik oda alabilir miyim?

– Tabi ki, biraz bekleteceğim sizi.

Ben o sıra Murat’a bakıp gülümsedim. Kafasını sallayarak, bilgisayara döndü. Murat’ın bu hareketini kız da farketmiş olacak ki, aniden bana dönüp tek kaşını havaya kaldırdı. Uzun süre bana bakınca, kim olduğumu hatırladı;

Kuzey abi?

– Adını bilmediğim kız?

Buse.

– Bir şey mi oldu Buse?

Yok. Şaşırdım, daha önce hiç göremedim seni bu civarda. İlk defa mı geliyorsun buraya?

– Aynen, eve gitmeye üşeniyorum. Bugün buradayım anlayacağın.

Elinde tuttuğu anahtarı bana doğru uzattı;

206 numaralı oda. Murat seni götürecek ama, istersen ben götüreyim.

Kulağına eğilip;

– Murat beni odaya götürüp birşey yapmaz değil mi? Bu söylediğime katıla katıla gülerek, benim de gülmeme sebep oldu.

Murat, zahmet olmazsa beni odama götürür müsün?

Hiçbir şey demeden ayağa kalkıp, yürümeye başladı. Ben de Buseye gülerek, Murat’ın peşinden gittim. Asansöre binip 4.kata çıktık. Beni odamın önüne getirip gitmeye çalışınca kolundan tutup, cebine bir miktar bahşiş koydum. Bana aynı ifade ile bakınca; bir miktar daha bahşiş bıraktım. Yüzünde en ufak bir değişim olmadığını görünce;

Murat götüme mi göz koydun lan!?

Cümlemi bitirince gülmeye başladı. Onun bu haline kayıtsız kalmayıp, bende güldüm.

Karşılıklı gülmemiz son bulunca ben odama, Murat ise Buse’nin yanına döndü. Odada duşunmu alıp televizyon açıp, maç (Basketbol) izlemeye başladım. Aradan 15-20 dakika sonra kapı çalındı. “Oda servisidir herhalde” diyerek kapıyı açtım. Yalnız oda servisi falan değildi. Karşımda muhtemelen 45-50 yaşlarında bir amca duruyordu. Gözleri ile beni süzdükten sonra;

– Merhaba genç adam. Maç izliyordum, bir anda kanal gitti. Sana zahmet olmaz ise bir bakar mısın?

Oda personelini çağırırsanız, daha iyi yardımcı olur aslında.

– Aradım ama, yarın bakabiliriz dediler.

Tamam. Üzerime birşey giyip geliyorum.

Kazağımı giyip, kapıyı açarak amcanın odasına gitmeye başladık.

– İsmin neydi delikanlı?

Kuzey. Sizin?

– Memnun oldum Kuzey. Benim adım da Nurettin. Eşimle İstanbul’dan, arkadaşımın düğünü için geldik. Sen evli değilsin herhalde? (Dayı, sanene amınakoyayım?)

Değilim.

Bu konuşmadan sonra, Nurettin’in odasına geldik. Kapının zilini birkaç kez çaldı. Kapı açılınca ufak çaplı bir şok yaşadım. Kapıyı açan İrem’in ta kendisiydi. O da benim gibi şaşırmış şekilde duruyordu.

– İrem çekilecek misin? (Nurettin’in sorusuyla kapıyı açıp kenara kaydı.) İçeri buyur Kuzey.

Nurettin kolunu İrem’in omuzuna atıp, sert bir şekilde kendine doğru çekti. Kendi kendime “Noluyor lan” diye sorarken, içeri geçtik.

İrem Kuzey’e soğuk birşeyler getir.

– Sağolasın Nurettin, yeni duş aldım. (Adı ile hitap etmeme epey bir bozuldu.)

Televizyon şurada. Birlikte televizyonun olduğu odaya girdik.

Televizyonu açtığımda değil maçın olduğu kanal, ulusal kanallar bile yoktu.

Nurettin kanallar gözükmüyor. Sen birşey yapmış olmayasın?

– Ben ne yapacağım ya!?

Kanallar silinmiş. Ben mi yaptım?

– Haa tamam ya. Ben bir tuşa bastım, sonra ekrana birşeyler çıktı. (Amına koyduğum, önce itiraz ediyor, sonrada tuşa bastım diyor. Gel de sikme işte böylelerini.)

Kumandayı aldım ve uydu düzenleme sekmesinden kanalları artmaya başladım.

Bu 10 dakika falan sürer.

– O vakit bir kahve içelim. İrem sen git kahveleri hazırla. Bende bir lavaboya gireyim. İrem mutfağa, Nurettin banyoya girdi. Ben koltukta oturmuş, gazete okurken İrem geldi;

– Hayırdır karın evden mi attı?

Nereden geliyor bu samimiyet?

– Benim odamda olduğun için olabilir mi?

Senin mi, yoksa babanın mı?

İrem sorduğum soru karşısında afalladı.

Alt tarafı bir soru sordum. Bu kadar şaşıracak ne var? Masada duran sürahiden bardağa su doldurup içmeye başladım.

– Babam değil o benim.

Bu cümle karşısında içtiğim suyu yere püskürtüp, aksırarak konuşmaya çalıştım;

Sen eşi misin?

Evet, neden bu kadar şaşırdın?

Lavabodan Nurettin’in çıkmasıyla konuşmayı bıraktık. (Önce Sevil, sonra İrem. Ne oluyor amınakoyayım?)

Sen buralı mısın, Kuzey efendi?

– Evet, doğma büyüme. (Doğmaz olsaydım.)

Bizim Hanım da buralı.

– Ne güzel. İyi memlekettir Sivas, sessiz sakin. Bir sıkıntısı yoktur.

Yok yav… Sen başka yerlere gitmediğin için öyle söylüyorsun.

– Benim ağzımdan “Başka yerlere gitmedim” diye bir laf çıktı mı? Gezip gören bir sen değilsin Nurettin.

O sıra kanal araması bitmiş, oto düzenleme modunda kanalları ayırıyordu.

Bu işlem bitince kaldığın yerden devam edersin.

– Sağol Kuzey. Sana bir yemek borcum olsun.

Önemli değil, ben artık gideyim.

Hep birlikte ayağa kalkıp tokalaşırken kanal açılıp, maçı göstermeye başladı. Nurettin pür dikkat maçı izlerken ben ve İrem kapıya gelmiştik;

– Teşekkürler Kuzey, gelip yapmasaydın sabaha kadar başımın etini yerdi.

Önemli değil İrem.

Ayakkabılarımı giyip odadan çıktım. Odama gitmeyip, aşağıya sigara içmeye indim. Lobiden birtakım sesler gelmeye başlarken adımlarım hızlandı. Murat ve Buse ayağa kalkmış çoğunluğu genç, ikisi orta yaşlı kişi ile hararetli bir konuşmaya girmişlerdi.

Abi olmaz diyorum! Niye anlamıyorsun?

– Ne demek olmaz lan!

Adam Murat’ın üstüne doğru yürümeye başlayınca araya girdim;

Murat!

Bağırmam ile herkes bana dönünce sözlerime devam ettim;

Bir sıkıntı mı var?

Murat;

– Yok birşey abi.

Orta yaşlı Adam;

Nasıl birşey yok lan!? Otele geliyoruz, ayırdığımız odayı başkasına verilmiş halde buluyoruz!

Ben;

Hangi oda bu?

Genç bir oğlan;

206 numaralı oda. Aslında 3 gün önce yerimizi yapmıştık ama…

– Benim odam orası?

Murat ile kavga eden adama dönerek;

Umarım 206 numaralı odanın sahibine küfür etmedin.

– Yok kardeş estağfurullah. Niye sana küfür edeyim.

Siz şimdi bu odayı 3 gün önce kiraladınız, sonra bir geldiniz ki; oda başka birine verilmiş.

– Aynen öyle.

Odanın anahtarlarını cebimden çıkarıp, adama attım. İki elini açıp anahtarı tuttu ve şaşkın bir ifade ile suratıma bakıyordu.

Odayı temizlet. Sonra da ne bok yersen ye.

Lobiye gidip otel ücretini ödedim ve dışarı çıktım. (Yine evsiz kaldık. Ne kadar tatlı götüm varsa; Dünya bana tecavüz etmeye doyamıyor.)

Napalım; mecbur eve gideceğiz. Arabaya atlayıp eve doğru sürdüm. Zaten Songül aklımdan çıkmıştı. Tek istediğim eve gidip uyumak.

Sabah gözümü açtığımda, belim ve boyunum sikilmişti sanki. Acıyla ayağa kalktığımda kendimi hızla banyoya, sıcak suyun altına attım. Banyodan ayrılıp, duvar saatine baktığımda saat 13.45’i gösteriyordu. “Daha psikoloğa gideceğim, nerede saçma sikimsonik iş var, beni buluyor aq.”

Kahvaltıyı yapıp, üzerime değiştirdim. Araba ile Alkol tedav… Psikolog Gülşen’in ofisine gitmeye başladım. Yarım saat sonra; Ofisin önüne arabayı park edip indim. Ofisden içeri girdiğimde tüm bakışlar bana çevrildi. Onlar bana ben onlara bakarken, karşımda Gülşen’in odası duruyordu. Bekleme koltuğunda otururken, yanıma bir kız yaklaştı;

– Merhabalar efendim. Gülşen Hanıma mı gelmiştiniz?

Kapısının önünde durduğuma göre; Mahmut beyin odasına geldim.

Kız bana aptallaşmış şekilde bakarken, bu hali komiğime gidip gülmeye başladım.

– Ben ruh ve sinir hastalıkları bölümünden taburcu oldum. Buraya gönderdiler, yalnız… Alkolik değilim bir sıkıntı olmaz değil mi?

Kız; “Bu kodumun manyağı kim?” diye düşüne dururken, arkamdan gelen ses ile irkildim.

Kuzey bey?

Arkamı dönünce Gülşen’i gördüm. Hatunun saçını görünce “Ne oluyor aq” diye geçirdim içimden; Saçının yarısı (Dipleri dahil) Sarı renkte olmakla birlikte, Uçlarını da Griye boyatmış. Saçından çıkıp gözlerine baktım; Kehribar… Yok lan, normal kahverengi gözlüydü.

Ben hatunu süzerken, tekrar konuşmaya başladı;

Kuzey bey, buyurun odama geçelim.

İçeri geçtik. Kapıyı kapandıktan hemen sonra elini uzatıp;

Merhaba Kuzey. Ben Gülşen Polat.

Uzattığı elini sıkmadan, ellerimi iki yana açtım. (Kadir, samimiyet önemli demişti… Yada öyle birşey.) Gülşen hiçbir tepki vermeyip yanımdan geçerken, bu sefer ben mal gibi kaldım.

Arkadan gelen gıcırdama sesleri eşliğinde, Gülşen’i koltuğa oturduğunu anladım. (İstenmediğiz yerde durmayız.) Arkamı bile dönmeden kapıdan çıktım. Bana çevrilen bakışlara aldırmadan asansörün önüne geldim. Uzun süre beklemeye dayanamayınca, düğmeyi sertçe vurmaya başladım. Elimi son kez vururken sert bir şekilde yere itildim. Yere düşmenin verdiği acı ve üzerimdeki sinir ile hızla ayağa kalktım. Bütün gücümü sağ yumruğuma toplayıp beni yiten oğlana vurdum. Gözlüğü bir tarafa, kendi başka bir tarafa gitti. Genç; acı bir çığlık atarken, üç tane güvenlik gelip beni aradan çıkardılar. (Sike sike götürdüler desem, daha doğru olur.) kapıdan dışarı çıkıp, bir bankın üzerine oturdum.

Oturduğuma göre siktir olup gidebilirsiniz beyler.

– Bana bak lan dümbük! Senin götün çok fazla kalkmış, sike sike indiririm o gütünü!

Kimi sikiyorsun lan sen!

Hışımla üzerine atlayıp gırtlağını sıkmaya başladım. Arkadaşları ilk anda müdahale etmeseler de, sonradan bana vurmaya başladılar. {Tendonlarımızı koparmadık aq, nihayetinde 8 merhaba acıya daha fazla dayanamayarak, adamı bırakmak zorunda kaldım.} bırakır bırakmaz, aralarında en iri yarı olan ben tutup, {Sivas’ta oturanlar bilir, bu psikiyatrinin yanına çocuklar için küçük renkli aynalar koydular. Aralarında zayıf-şişman algoritması bulunan aynalar da var.} duvara fırlattı. Tabi aynanın olduğunu o anda farketmiş olması imkansızdı. S#ffffffffırtım aynaya “girince” inanılmaz bir acı ve dudaklarımdan öfke kusan bağırmam inletti heryeri. Sabah tutulan omurgam, sonra psikiyatri kavgası ve en sonunda ise, sırtıma giren ayna parçaları ile finali yapmış olduk. {Elhamdülillah, bugün de götümüz sikildi. Darısı diğer günlerin başına.} nefes alıp vermem yavaş yavaş bozulurken, kafamdan burnuma doğru kan akıyordu. Zaten yumruk darbeleri ile mayışmış olan vücudum, ayna parçaları ile tamamen çökmüş duruma geçmişti. Aradan ne kadar geçti bilmiyorum ama, toplanan kalabalığın içinden bağırış çağırış sesleri yükseliyordu. Hiçbir tepki veremediğim vücudum aniden yükseldi. {Cennet’e mi gidiyorum amınakoyayım? Yok yok… Ben siksen giremem oraya. Zaten var mı yok mu, bilinmiyor da. Yoktur herhalde, gerçi birazdan öğreniriz.} ve aniden sedyeye bırakıldım. Taş gibi aq, hiç rahat değil ulan! Ambulansa bindikten sonra, müdahale etmeye başladılar.

– Adınız ne?

Kuzu.

– Espri yapabildiğine göre, bilincin açık. İyi birşey bu.

Sende bana göz koydun herhalde. Gözlerin sürekli kalçalarımda geziyor. Hayır, kadın olmasan korkacağım.

– Kalçanda cam parçası var çünkü. Sedyede neden ters yatıyorsun, hiç düşündün mü?

Şaka değil mi? Ne olursun şaka de.

– O kadar derinde değil, merak etme.

– Sağol ya, valla çok rahatladım şuan.

Olay nasıl oldu?

– Polis mi oldun şimdi?

Bugünlerde kimsenin sırtı ve kalçası paramparça değil, merak ettim.

– Hani kalçam o kadar kötü değildi?

Bu sırada elinde cerrahi cımbız olan bir oğlan geçti arkama.

Canınız biraz yanacak, sakin olun.

– Lan ne sakinl…

O sıra götümde öyle bir acı hissettim ki, kendimi tutamayıp bağırdım.

– Ulan göt veren hani biraz acıyacaktı?!

Çocuk cevap vermeden, diğer küçük parçaları çıkarmaya çalışıyordu. Tabi o sıra eli çıplak kalçama temas ediyor. Rezillik hat safhada aq. Çocuk götümde, kız önümde ve bende sedyeye yüz üstü uzanmış şekilde hastaneye geldik. (Medicana) Songül devlet hastanesinde çalışıyor. O yüzden soru tecavüzüne uğramadan, siktir olup gidebilirim.

Sedye ile insanların önünden geçerken yerin dibine giriyordum. Malum, göt haşat. O yüzden yüz üstü yatıyordum.

Odaya aldılar, götümü başımı dikip gönderdiler. Müşahede odası yani. 1-2 doktor girdi çıktı. En son sarışın bir oğlan gelip;

– Yarın taburcu olabilirsiniz, geçmiş olsun.

15-20 dakika sonra gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başlarken, kapım çalındı. Cevap bile veremeden, aynı hızla kapı açıldı.

Kapıyı açan kişi, götüme cam girmesine sebep olan Gülşen’in ta kendisi idi. Hiç konuşmadan yanımdaki koltuğa geçip oturdu. Daha sonra elindeki çantadan birtakım dosyalar çıkartıp bana uzattı.

Ee bu kağıt boş.

– Doldur o zaman. Diyerek bana kalem uzattı.

Bu cevabına gülerken, kalemi ve kâğıdı yatağın kenarına koydum.

Siz benden de betersiniz. Ama tanıdığım bir psikolog var. İsterseniz ona gidin, yardımcı olabilir.

– Kim?

Gülşen diye biri. Gerçi onun da bizden kalır yanı yok ama… Nasıl oldu bilmiyorum psikolog olmuş.

Cevabım üzerine dudaklarını yukarı kıvırdı. Bu hareketi bana Songül’ü anımsattı. Acaba siktir mi çekecek bana? Öyle bir kadın değil Songül. Songül… Soyadını bile bilmiyorum. Cidden lan? Ben niye soyadını bilmiyorum bu kadının, tekrar karşılaştığımızda sorayım ben.

Mesale şuan ne düşündüğünü yaz buraya. Bende sana yardımcı olayım.

Kalemi sağ elime tutturup, kağıdı dizlerime koydu. (Bu arada, artık götünün üstüne yatıyorum. Kızın dediği gibi çok derinde değilmiş ki; götümün üstüne otururken acımıyor. Yani çok acımıyor.)

– Yalnız ben solağım.

Hiç bozuntuya vermeden, kalemi sol elime uzattı. Kağıda birşeyler yazarken pür dikkat beni izlediğini gördüm.

Utanıyorum Gülşen hanım. Biraz geri çekilebilir misin?

Gülüp, koltuğa yadlanırken bende yazmaya başladım. 1-2 dakika geçmeden kâğıdı geri uzattım. Kağıdı eline aldığı gibi gülmeye başladı.

Nutellayı kaşıkla mı yesem, yoksa ekmekle mi? Cidden bunu mu düşündün?

– Evet, neden bu kadar şaşırdın? Yoksa sen çikolata yemeyenler kulübüne mi üyesin? Eğer öyle isen, maalesef madam, sizi bir bakkaliye olarak imha etmek durumundayım.

Gülmesi bitmek bilmeyen bir şekilde sürerken, kendini sıkıp konuştu;

Sen bakkal mısın?

– Birşey soracağım, niye bana sürekli bu soruyu soruyorsunuz? Benim hırsız gibi bir tipim mi var. Veya tinerci gibi.

Yok ondan değil, gençsin daha ben üniversiteye gidiyorsun diye düşündüm.

– Ben liseyi zor bitirdim. Üniversiteye gidersem kendimi asarım.

Neden?

– Hayatın, 2 2=4’ten veya Edebiyat dersinden öğrenilmeyeceğini, birinci elden tecrübe ettiğim için.

Biraz olgunuz galiba?

– Biraz öyleyiz galiba?

İkimizde karşılıklı gülüp sohbet ederken, saat epey ilerlemişti.

Saat epey ilerledi, eve gitmem lazım. Kız kardeşim bekliyor.

– Tabi tabi, görüşmek üzere diyeceğim ama… Bir daha beni almazlar oraya.

Bizde başka bir yer buluruz.

– Zamanı ve yeri söyle yeter.

Aslında sana bir tavsiyem var.

Kaşımı “Ne” dercesine kaldırmış, merakla Gülşen’in ne söyleyeceğini bekliyordum.

Hayatın çok monoton ilerliyor. Hayatına biraz hareketlilik kat, dünyaya birkez geliyoruz. Gez dolaş, arkadaş edin. Bence sen bir tatile gitmelisin.

– Aslında haklısın, yani sıkıldım aynı yerde durmaktan, eskisi gibi gezip tozsam iyi olur. Ama… Monotonluk kısmına gelir isek, 4-5 saat önce ambulansta kalçamdam cam parçası çıkartılıyordu. Bence o kısımda haksızsın.

Son cümlemi duyması ile, küçük bir kahkaha patlattı. Ardından utanarak, yüzünü yere çevirdi.

Utanmana gerek yok ya, her insanın başına gelebilecek bir şey bu. Demem ile ben de güldüm. Ee nereyi tavsiye edersin? Nereye gidip dağıtayım kafamı?

– Büyük beldeler yerine küçük yerleri tercih etmelisin. Zaten yoğunluktan bunalmış vaziyettesin. Bir de o kalabalığa girersen, kafayı yersin.

Tamamdır. Ben nereye gideceğimi çok iyi biliyorum. {Bilmiyorum, yeter ki siktir ol git. Ben de kafamı kafamı dinleyeyim.}

– Peki. Görüşürüz o halde.

Ben elimi uzatıp sıkmasını beklerken, bu sefer o kollarını iki yana açıp, sarılmak istiyordu. Gülüp, zor da olsa kendimi ileriye ittim. Sarıldığımızda ellerim saçlarının üzerine denk gelmişti. Hiç bozuntuya vermeden, sarılmaya devam edince; bende umursamadım. Tabi o sıra burnuma dolan lavanta kokusunu içime çekmeye başladım. Sarılmayı kesmeden;

Lavanta hâ?

– Vanilya hâ? Tabi birazda kan kokusu.

Kusura bakma. Duş almaya fırsat bulamadım. Kulağına eğilerek; Tam oturur pozisyonda rahatsızlık duyuyorum da. O yüzden ayağa kalkamadım.

Kafasını omzundan çekip, yüzüme bakmaya başladığında gereğinden fazla yakındık. Tabi o da bu yakınlaşmayı fazla bulduğu için, kendini geriye çekmeye çalıştı. Kendini geriye çektiğinde, yaklaşıp yanağından makas aldım.

Elimin değmesi ile aniden irkilince, gülmeye başladım. Elini kaldırıp, yanağındaki elimi indirdi ve hiçbir şey demeden odadan çıktı.

Tatil… Tatil… Nereye gideceğim ki aq? Yada kimle gideceğim? Songül gelir mi acaba, gerçi daha benimle kolay kolay konuşmaz ama… İhsan’la mı gitsem lan!? Yolda arabayı ormana çeker, İhsan’a orada tecavüz edip, kaçardım. Yada Nurdan Sultan? (Esma, diğer adı. Daha doğrusu; Nurdan doğduktan 40 gün sonra, babaannesi ölmüş, adı da Esma, doğal olarak. Babası Nurdan’ın kimliğini alıp, ikinci ad olarak Esma’yı koymuş. O yüzden bazen Esma, bazen Nurdan diye hitap ediyorum.)

Hazır uyanık iken, zorlada olsa kalkıp, duş aldım. Ardından da zaten bitik olan vücudum, daha fazla dayanamayarak uykuya yenik düştü. (Bu şekilde yazınca çok felsefik duruyor. Ben Sivaslıyım. Felsefe benim en büyük düşmanım(!)

Bölümü burada bitiriyorum. Umarım hoşunuza gitmiştir. Bu arada; özelden yeni bölüm atmıyorum diye, küfür yiyorum. Bana etmeyin, dedeme edin. Mezarını siktiğim… Nick6 bile onun hatırası… Kemiğini dişlediğim.

Dipnot; Ufak, tefek yazım hataları var ise affola.

………………………………………………………………..

oruspuluk ruhunda var
Konfeksiyon işiyle uğraştığımız yıllardı.O zamanlar ben 40 lı yaşlardaydım karım ise 38 falandı..güzel,yuvarlak hatlı,çekici bir kadındı..doğum yapmış olmasına rağmen ince beli ayva göbeği ve iri memeleriyle dikkatleri üstüne çekmeyi başarırdı..giyim işiyle uğraştığımız için her zaman kendine dikkat eder,giydiği seksi kıyafetleri yüzünden daima müşterilerimizin ilgi odağı olurdu..açıkçası bundan ikimizde zevk alırdık.. escort bursa evlendiğimizde bakire falan değildi,bunu biliyordum..benim için önemli değildi..hatta lisedeyken anal sekside denemişti.zaten ilk önce götünü daha sonra da amını siktirmişti..sevişirken bunları bana da anlatır deli gibi boşaltırdı beni..evlendikten sonra da birkaç erkekle ilişkisi olmuştu..bunlardan bazılarıyla şu anda da görüşüyoruz..bunları da daha sonra yazmak istiyorum.. gerçek hikayemize gelince…
nilüfer escort istanbulda daha önceden benim tanıştığım ama karımla henüz tanışmamış bir arkadaşım vardı..o da giyim işiyle uğraşıyordu..ondan ihracat fazlası mal almak için istanbula gidecektim..karım da gelmek istedi..sakıncası yoktu benim için hatta yolda biraz yaramazlık bile yapabilirdik..sabah erkenden yola çıktık,hava serin olduğu için karım kot ve üzerinede kollu bir penye giymişti..ama abant civarına geldiğimizde hava ısınınca bir yerde durmamı istedi üzerini değişmek için..bir dinlenme tesisin girdim..o da arabadan bir kaç parça bişey alıp kadınlar tuvaletinin yolunu tuttu…ben bir çay içmek için tesisin balkonunda oturdum..biraz sonra karımı bana doğru yürürken görünce allahım bu ne dedim kendi kendime..mini bir kot etek,straples bir penye..içinde sütyen olmadığı 10 metre uzaktan bile belliydi..meme uçlarını görmemek imkansızdı..zaten herkesin gözü ondaydı ve o da bunun farkındaydı..teşhircilik ikimizinde zevk aldığı birşeydi ve bunu da birbirimizden saklamıyorduk..ona bakılmasından zevk alıyordum. görükle escort .orada bile içim bir hoş olmuştu..çay getiren garson masamızı silip oyalanırken gözü karımın memelerindeydi..tam bir orospuydu karşımda oturan karım..ikişer bardak çay içtikten sonra tuvalete gitmek için içeri girdim bende..amacım onu orada yalnız bırakmaktı tabi ki..tuvaletten çıkınca içerden baktığımda,eteği kalçalarına kadar ancak kapatabiliyordu,bacak bacak üstüne atmış.etrafındaki aç erkeklere vücudunu sergiliyordu..yanına geldim ve arabaya doğru yürürken ikimizde yavaş hareket ediyor,bundan aldığımız zevkin tadını çıkarıyorduk..ihtiyacımız olmamasına rağmen arabamızı pompaların oraya çektim ve aşağı indim..ben onun kapısına gelince o da indi ama inerken bacaklarını öyle bir açtı ki traşlı amı havayla doldu nerdeyse..benim gördüğümü pompacı çocukta görmüştü tabii..işimiz bittikten sonra yola çıkınca elimi karımın amına attım..sıcacık,ıslanmış bir amdı elimin altındaki..elimi çekmeme fırsat vermeden iyice bastırarak belini getirdiğini hissettim..sadece vücudunu sergileyerek azmış ve boşalmıştı..daha fazla dayanamadım ve arabayı tali bir yola sokup fermuarımı açtım..daha karımın ağzına verir vermez bende boşaldım..deli gibiydim..karım sikimi ağzında koparacak gibi emiyor,döllerimi yutarken inliyordu..bir dakika bile sürmeden sikimi sağmış,döllerimi yutmuş temizlemişti..ikimizde rahatlamıştık..yolda giderken kamyoncuların yanından yavaşça geçiyordum..onların karımın bacaklarını görmesi için tabii..hatta bir kaç kamyonun ve otobüsün arkamızdan sellektör yaptığını hatırlıyorum..bu şekilde istanbula kadar geldik..gideceğimiz yer merterde bir depoydu..bahçesine girip arabadan inerken arkadaşım hasan beyde içerden çıktı..bize hoşgeldin derken gözü karımın bacaklarından ayrılmıyordu..sarıldık öpüştük falan sonra karıma dönüp sizinle tanışmadık ama hoşgeldiniz deyince bende ”bizim müdürümüz”dedim..karım şaşırdı ama o da bozuntuya vermedi..beraber hasanın odasına çıktık,tabii ki biz önden hasan arkadan.merdivenlerde gözlerinin karımın bacaklarında olduğundan emindim..odada biz masanın tam karşısındaki geniş koltuğa oturduk..odada çalışan klima içeriyi serinlettiği için karımın meme uçları tekrar şişmiş emin beni der gibi başlarını dikmişlerdi..bacak bacak üstüne atan karım hasanın bakışlarından hiçde rahatsız olmuş görünmüyordu..komplimanlarına devam eden hasan,depoyu gezdirmek isteyince dışarı çıktık..benden çok karımla konuşuyor,hatta belinden tutarak onu yönlendiriyordu..bir ara karım tuvalete gitmek için yanımızdan ayrıldı..hasanın ilk dediği laf abi nerden buldun bunu yav,acaip birşey oldu..yav takılıyoruz işte falan diye geçiştirmeye çalıştım ama hasan hiç te vazgeçecek gibi değildi..bunu siken ölmez abi helal olsun sana deyip duruyordu..akşam misafirimsiniz hiç bir yere bırakmam deyince arkamdan karımın sesi duyuldu memnuniyetle diye…söylediklerini karım da duymuştu demek..3-4 saat orada oyalandıktan ve hasanıda iyice azdırdıktan sonra onun arabasıyla boğazda taverna gibi bir yere gittik..yuvarlak deri koltuklu bir masada karımla biz oturunca hasanda karımın öbür yanına geçti tabi ki..rakılar yemek falan derken muhabbet iyice ilerlemiş hasanın eli karımın dizlerindeyken daha aşağılara doğru sıksık gidip gelmeye başlamıştı..benimle konuşmak için bana doğru eğilince aramızda oturan karımın üzerinde abanıyor,memelerini göğsünde ezer gibi bastırıyordu..bir ara ben tuvalet için izin isteyip kalktım ve dönüşte onları pistte dans ederken gördüm..daha doğrusu ayakta sikişirken desem daha iyi..hasan karıma sarılmış neredeyse iki eli kalçalarında karımın boynunu öpüyordu..uzaktan seyrettim ve yavaşça yerimize oturdum..epey sonra onlarda geldiklerinde karım sanki bana nispet yapar gibi çantasından rujunu çıkarıp ben makyajımı tazelemek istiyorum diye gitti..hasan karımın dudaklarına yumulmuştu..o gider gitmez heyecanla bana anlatmaya başladı..abi külotuda yok valla orospunun amı fırın gibi yanıyor gibi bişeyler söylüyordu..sikseydin oğlum dedim elimde olmadan…vermiyor orospu yav 2000 dolar teklif ettim bana avucunu yalarsın dedi orospu diye cevapladı beni..güldüm sadece..daha sonra bütün gecemiz hasanın karımla oynaşması,elleşmesi ve öpüşmesiyle geçti..artık benim yanımda bile içkininde verdiği rahatlıkla öpüşüp yiyişiyorlardı..gece yarısını geçtikten sonra kalkalım deyince hasan bende sarhoşum ben sizi taksiyle otele bırakıcam dedi ve bir taksiye bindik..ben öne oturdum hasanla karım arka koltukta..dönüp her bakışımda hasan karımın bacaklarının arasındaki elini çıkartıp yalıyor tekrar karımı parmaklamaya devam ediyordu..neyse güç bela bir rezillik çıkmadan otele geldik biz odamıza çıktık hasanda istemeye istemeye evine gitti…
asansörde çıkarken karım yanıma sokulup amından çıkardığı parmaklarını ağzıma sokarak görüyormusun ne hale geldim diyordu..gerçektende ikimizinde hali kötüydü..sikimden akan zevk suları külotumu ıslatmıştı..karımın ise bacaklarından aşağı aktığını farkedebiliyordum..odaya girer girmez banyoya daldım,soyunup soğuk duşun altına attım kendimi..biraz sonra sakinleşince azbuçuk kurulanıp odaya girdiğimde karım bacaklarını sonuna kadar ayırmış eli amına sonuna kadar girmiş bir şekilde kıvranıp duruyordu..koltuğa oturup biraz seyrettim onu…sikilmek istiyorum diye inliyordu..yukardaki ışığıda iyice açtığımda boynunda memelerinde morluklar olduğunu farkettim..amını dudakları ise kıpkırmızı olmuş,içinden akan ıslaklık göt deliğine doğru ulaşmıştı..gündüzde boşalmamın ve içkininde etkisiyle pek halsizdim ama karıma bir sürprizim vardı..sessiz ortaklarım yani üç vibratör…birisini bavulumdan çıkardım önce ağzıma alarak yaladıktan sonra ansızın karımın amına soktum..işte o anda karım hırlayarak tekrar boşalmaya başladı…sok sok,yırt amımı.amımı yırt diye bağırıyordu..meme uçları iyice şişmiş her orgazm olşundaki gibi göğsünden memelerine doğru teni kızarmaya başlamıştı..iki eliyle vibratörü tutan elimi bastırıyor,sanki amındaki vibratörü içinde kaybedecek gibi amıyla sarıyordu..biraz sakinleştikten sonra bende yanına uzandım..dönüp dudaklarımdan öperken bana teşekkür ediyordu..bense ona direk olarak hasan siktimi seni diye sordum..sikmedi ama onunda benimde belim geldi,çok güzeldi diye cevapladı beni..memelerinin morardığını söyledim..kalkıp aynada vücudunu seyrederken canımı yaktı biraz ama çok zevkliydi diye cevapladı beni..daha sonra yanıma geldi ve en sevdiğimiz pozisyon olan 69 yapmaya başladık..yavaş yavaş büyümeye başlayan sikimi ağzında eritirken bende amını yalıyor bir taraftan da gözümün önünde açılıp kapanan göt deliğini yavaşça parmaklıyordum..sonra amına vibratörü soktum..titreşimini çalıştırdığımda karım inleyerek götüme parmağını sok dedi..bunu derken bir anda onunda benim göt deliğimi yoklamaya başladım..kalçalarımı havaya kaldırıp ona yol gösterirken sikimide iyice ağzına sokmaya çalışıyordum..tükürüğüyle göt deliğimi iyice yumuşatan karım önce bir sonra iki parmağını içime sokup çıkarmaya başladı..sanki bir zevk denizinde yüzüyordum..içki ikimizinde içindeki duyguları kabartmıştı..hasan gelsede ikimizide sikse diyen karımın sesi sanki uzaklardan geliyor gibiydi..altından kalkıp yatağa sırtımı dayadım,karım da geldi sırtı bana dönük olarak sikime oturdu..aynadan kendimizi görebiliyorduk..bir daha kalktı bu sefer sikimi göt deliğine ayarladığını farkettim..biraz zorlansada artık götüne yerleşmiştim..eline aldığı vibratöerü yavaşça amına sokmaya başladı..kocacım bak hasan amımı sikiyor diye inliyordu..siksin,hasan karımı siksin,amını yırtsın diye inliyordum..boşalmak istiyordum ama uyuşmuş gibiydim..vibratör karımın amında titreşirken ellerim memelerini morartacak kadar sıkıyor arada bende vibratörü içine ittiriyordum..o sırada karım vibratöerü amından çıkartıp bana dönerek al hasanın sikini em aşkım dedi..hiç ikiletmedim bile..vibratörün üstündeki amının kokusu delirtiyordu beni..tekrar vibratöerü içine soktuğu an beli gelmeye başladı..götündeki sikimi sağıyor gibi kasıyordu kendini..artık bende dayanamadım ve boşalmaya başladım resmen anırıyor gibiydik ikimizde..sikimin kasılmaları bitip içine iyice akıttıktan sonra..yavaşça üstümden kalktı..sırt üstü yatıp bacakları ayrık şekilde hala amında vibratör titreşirken eliyle memelerini sıkıp bırakıyor uçlarını okşuyordu..sonra birden kalkıp göt deliği yüzüme gelecek şekilde yüzüme oturdu.tanrım bu akşam neler yapıyorduk biz..kasıldıkça götünden akan döllerim ağzıma dudaklarıma damlıyordu..sonra tekrar dönüp dudaklarımdan öpmeye başladı..birbirimize sarılarak uyumuşuz..sabah uyandığımda yanımda yoktu..balkona çıkıp hava almak istedim biraz ..kahvaltıya indiğini düşünüyordum bende aşağıya indim ama kahvaltı salonunda da yoktu..havuza doğru yürüdüm ve bingo!!şezlonda yatan karımın yanında hasan vardı..pantolon gömlek o da karımın yanındaki şezlonga uzanmış sohbet ediyorlardı..neler konuştuklarını tahmin etmek zor değildi..yanlarına doğru geldiğimde bir şok daha yaşadım diyebilirim..karım üstsüzdü..iri memeleri hasanın 30 cm uzağında uçları dikilmiş,biraz terlemişti..benim geldiğimi görünce hasan kalkmak istedi ama siki o kadar kalkmıştı ki yerinden de kıpırdayamadı..karıma şöyle bir gülümseyip bende onun öbür tarafındaki şezlonga oturdum..havadan sudan sohbet ederken karım yüzüstü yatarak sırtımı yağlarmısınız dedi..hasan hemen benim ellerim yağlı zaten deyince demin karımın memelerinin niye dikildiğini anladım..bütün vücudunu keşfeden eller şimdi benim gözlerimin önünde bacak aralarına kadar giriyordu..karımın dudaklarını ısırmasından anladığım kadarıyla hasan karımın amına parmağını sokmuştu..sonun başlangıcı bu olmuştu..emreder gibi hadi odaya çıkalım bu kadar yeter dedim..şaşırma sırası karıma gelmişti..tekra hadi dedim..karım bikinisinin üzerini giyerken gözleriyle bana bakıyordu ne oluyor der gibiydi..asansöre bindiğimizde artık sabredemeyen hasan karımın dudaklarını sömürmeye başladı..bir eliylede karımın amını parmaklıyordu..şimdi seni fena sikicem orospu deyip duruyordu. odaya girdiğimizde vibratörleri gören hasan ohh ohhhh diye sikini okşuyordu..hadi sik şu oorospuyuda sende rahatla bizde dedim..o zamana kadar karım hiç ağzını bile açamamıştı,şoktaydı sanki..ama dönüşüde yoktu..saniyede soyunan hasan karıma sarılıp yatağa attı ikisinide..daha ne olduğunu anlamadan bacaklarını omzuna alıp karımın amına sikini resmen sapladı..sapladı diyorum çünkü öyle bir hırsla soktuki karımın amına yırtıldı sandım..elleri karımın memelerinde amına kodumun orospusu diye inlerken birdenbire hiç beklemediğimiz bir anda karımın amına boşalmaya başladı..iki elinin üzerinde karımı sikerken her girişinde dölleri çarşafa kadar akmaya başlamıştı..ne olduğunu anlamadan sikini çıkarıp karımın ağzına soktu..karımın en sevdiği iş başlamıştı..hasanın sikini iki eliyle tutup emerken amındaki dölleride tekrar elindeki sike sürüp diliyle ağzına alıyordu..karımı tekrar kucaklayan hasan onu yüzüstü yatırıp göt deliğini yalamaya başlayınca karım yan taraftan bana bakarak götümü sikicek der gibi inledi..hasan yarı sert sikini karımın götüne sokmaya başladığında bende boşaldım elime…yerimden kalkıp elimdeki dölleri karıma yalattım..sonra onun yanına oturup kalçalarını iyice yana ayırıp hasanın girmesi için yardımcı olmaya başladım..tam sertleşmeyen sik yavaş yavaş karımın götüne giriyor,karım zevkten inliyor,hasanın alnındaki terler karımın sırtına damlıyordu..sonunda dibine kadar sokmayı başardı ama karımdan da hayır kalmamıştı..tekrar iki elinin üstünde doğrulan hasan yine karımın götünde gidip gelmeye başladı..daha yeni boşaldığı için bu sefer uzun sürecek gibiydi..daracık göt, amını siktimin orospusu parayla vermedin beleş siktim seni diye söylenen hasan birden karımın götünden sikini çıkarıp sırt üstü yattı karımada otur yarrağıma orospu diye bağırdı..karımın orospu ruhlu olduğuna bir kez daha inandım..götünden yeni çıkan siki ağzına alıp emmeye başlamıştı..iyice emdikten sonra sırtı hasana dönük olarak tekrar hasanın sikine oturdu..göt deliği iyice alışmıştı hiç zorlanmamıştı..sonradan anladım ki aynada kendini sikilirken görmek için o pozisyonu seçmişti..götündeki sik bir görünüp bir kaybolurken amının dudakları iyice açılmış içinde biraz önceden kalan hasanın dölleri gözüküyordu..dayanamayıp vibratörü alıp karımın amına soktum..o zaman çıldırmış gibi oldu ve hırlayarak inleyerek boşalmaya başladı..karımın götünü sikmeye devam eden hasan dur amına kodumun orospusu daha dur deyip duruyordu..orgazm olan karım kalçalarını iyice havaya kaldırıp hasanın sikine adeta saplıyordu..daha fazla dayanamayan hasan adeta böğürerek karımın götüne boşalmaya başladı..karımın göt deliğinden akan döller çarşafa tekrar bulaştığında biraz kan olduğunu farkettim..yavaş yavaş sakinleşen hasanın siki hala karımın götündeyken elleriyle karımın amını memelerini okşuyor boynunu kulaklarını öpüyordu..sonra karım onun üstünden kalkıp yine sırtüstü hasanın yanına uzandı ve tekrar sikini ağzına alıp öpüp sevmeye yalamaya başladı…güzelce temizledikten sonra hasana dönüp ”hadi muradına erdin,şimdi siktir git”dedi..yataktan kalkıp giyinmeye başlayan hasan hala kendinde değil gibiydi..neyse o gittikten sonra hala yataktan çıkmayan karım bacaklarını iyice yana doğru ayırıp”yalamak,emmek istiyorsun değil mi” diye sorunca artık dayanamadım..onu ters çevirip biraz önce hasanın siktiği götü öpüp emmeye başladım..dilimi içine rahatça sokabiliyor,karımın götündeki hasaanın döllerinin tadını alabiliyordum..götünü iyice temizledikten sonra sıra amına gelmişti..beni sırtüstü yatıran karım tekrar69 pozisyonunu alınca amından ağzıma döller akmaya başladı..bir taraftan sikimi emen karım bir yandan da amını bana temizletiyordu..”yala kocacım karının yeni sikilmiş amındaki dölleri yala” derkendaha fazla dayanamadım titreyerek karımın ağzına boşalmaya başladım..orospuluğu iyice benimseyen karım ağzındaki döllerimi tekrar dudaklarıma boşaltıp beni öperken canım kocacım diye inliyordu..

Kategoriler:

Genel

Yorum Ekle

E-Mail Adresiniz Yayınlanmayacak. Zorunlu Alanlar *

*